TÜRKLERİ UYUTMA TİYATROSU


“Sahipsiz olan vatanın batması haktır,
                                            Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”

 

   Açıldı perde, bir oyun sahneleniyor hem de dram…
   Türk Milletini uyutma,uyuşturma ve teslim alma oyunu; usta senaristler tarafından kaleme alınıp,usta oyuncular tarafından sahnelenmekte..
   Medyası teslim alınmış Türk Milleti ise, yeterli haber alma ve bilgilenme imkanından mahrum olduğu için,ne olup bittiğinin farkına varamamakta, sahnelenen oyunun tesiriyle rehavete sürüklenmekte.
   Son günlerde yeni oyunlar sahnelenmekte..
   Bunlardan biri; “artık Kürt aydınların da silahla, öldürmekte bir şey elde edilemeyeceğini anladıkları ve barış çağrıları yaptıkları, PKK ile aralarına mesafe koydukları, bu durumdan istifade ederek barışın sağlanabileceği” kandırmacası oyunu.
   Neymiş efendim? Leyla Zana demiş ki; “Umudumuz Erdoğan, barış için Erdoğan’la görüşmek isterim”
   Aynı Zana değil miydi,daha kısa bir süre önce; “SİLAH,KÜRT HALKININ TEMİNATIDIR” diyen…
   Efendim PKK bölünmüş de, ayrı ayrı gruplar varmış da,ılımlı Kürt aydınlarla bir araya gelmek lazımmış da…
   Yahu teröristin ılımlısı olur mu?
   SİLVAN SALDIRISI ile cesaretlenip, eş zamanlı olarak açıklama yapıp; “Demokratik özerklik ilan ediyoruz” diyen kişi, DTK eş başkanı Aysel Tuğluk değil miydi?
   Onlara göre,”Demokratik özerklik” nedir? Bir nevi bağımsızlık ilanı değil mi?
   Dahası, son yaşadığımız YEŞİLTAŞ KARAKOLU BASKINI ve 8 Askerimizin şehadeti üzerine, bizim liberal aydınların pek sevdiği ve tutuklandıkları için feryat figan ettikleri KCK’ nın ne dediğini bilen var mı?
   Bu KCK ki, silahsız terörist bunlar. Ne farkları var silahlılardan?
   Yeşiltaş Karakolu baskını ile ilgili KCK diyor ki; “TÜRK DEVLETİNİ HEZİMETE UĞRATTIK.”
   Bu mu ılımlı, anlaşılabilecek, barışsever Kürtçüler?
   İkinci sahnelenen oyun da, “AMAN HA” “oyunu…
   Kandile harekat falan yapmayalım,aman ha..
   Kandile girilemez. Orası bir sürü dağ. Orada çoooook insan ölür, Aman haaaaaaaaa…
   Bu gibi söylemlerle, sanki ülkeyi çok düşünüyorlarmış, insanlarımızı koruyorlarmış havası verilerek, ülkenin tecavüze uğraması meşru hale getiriliyor.
   Ne yaparlarsa yapsınlar, aman haaaaaaaaaa.
   Ne isterlerse istesinler, aman haaaaaaaaaaa,verelim canım,ne olacak,insan hakları kandırmacası..
   Her istediklerini verirseniz, sonu nereye varır, ülke bölünür mü? 
   Onlar önemli değil!!!
   Ulan Kandile, teröristlerin kalbine girmedik diye terör durdu mu?
   Sanki otuz senedir şehitler vermedik de, Kandile operasyon yapılırsa şehit verecekmişiz kandırmacası.
   Adamlar üç yüz kişiyle gelip dağlardan geçip, bizim karakolumuzu basıyorlar da biz, koca devletin, koca ordusuyla,komandolarıyla,özel yetişmiş özel kuvvetleriyle Kandile giremeyiz öyle mi?
   Yesinler yalanlarınızı?
   Sonuç olarak;
   Bilinmelidir ki; günümüzün en önemli silahı propagandadır. Propagandanın tesirinden kurtulmadan doğru düşünüp, doğru kararlar veremezsiniz.
    Bilinmelidir ki;teröristin ılımlısı şahini olmaz..Teröristle ancak anladığı dilden konuşulabilir..Ancak yok ederek mücadele edersiniz.
   Bilinmelidir ki; bunların amacı kültürel haklar, insan hakları falan değildir. Bunlar Türkiye’ yi zayıf düşürmek üzere programlanmış teröristlerdir. Unutulmasın ki bunları destekleyen, Şah döneminden beri İran, Kürdistan kurmak isteyen ABD-İsrail ittifakı, şimdi de ilaveten Barzani ve Suriye’ nin Esad’ ı var…
   Ey aymazlar,
   Şimdi de Kandil’den yeni bir çağrı geldi…”Türk Devleti silah bıraksın” diyorlar…
Halâ uyanmayacakmısınız? Kış uykusuna mı yattınız?
   Hemen akabinde de Dolmabahçe sarayında bebek katilinin mektubu,hükümete verdiği ev ödevi,hükümet yetkilileri huzurunda “tebliğ” edildi.Yani acısız bölünmenin taşları döşenmeye başlandı…
   PKK yetkilisi DURAN KALKAN Kandil’den sesleniverdi; “Açıklanan silah bırakma değil,tahkim edilmiş çatışmasızlık.” dedi ve AKP hükümetinin yetkililerinin yalanlarını yüzlerine çarpıverdi…
   Aklınızı başınıza devşirin,bu millet bu oyuna izin vermez.
   İstenirse Kandile de girilir, Şam’a da... Yeter ki uşaklıktan kurtulup milli düşünelim, kendimize güvenelim.
   Yeter ki iste ve karar ver…
   Bakın şair ne güzel söylemiş:

“Baktı atacak taşı yoktu 
Baktı eli durmuş, ayağı durmuştu 
Vurulmuştu. 
Çıkardı yüreğini kan içinde 
Çarptı kötünün kafasına…”

Gerekirse taş olur, kafalarına yağarız… Şimşek olur beyinlerini patlatırız.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 688

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.