ŞİRKETLER DEVLETİ


Emperyal mega şirketlerin oluşturduğu dünya devlet konseyinin son kararı, AYRIŞTIRARAK SÖMÜRME yöntemi.
Emperyal mega şirketlerin, ideoloji olarak dünya kamuoyuna propaganda ettiği GLOBALLEŞME-KÜRESELLEŞME hedefine ulaşabilmesinin yöntemi olarak, hakim olunmak istenen bölgelerdeki etnik ve mezhepsel ayrılıkların körüklenmesi suretiyle meydana getirilecek, yönetilebilir küçüklükteki parçalar meydana getirilmesi planlanmıştır.
Birinci dünya savaşının aynı güçler tarafından,o zamanlarda bugün olduğundan çok daha stratejik öneme sahip olan,Osmanlı sınırları içerisindeki petrolün paylaşımı için planlandığı artık,çok açık şekilde bilinen bir gerçektir.
O zamanların gizli,şimdiki zamanların aleni Scot-Pykes anlaşmalarında belirlenen bu paylaşımla,Kuveyt Petrol şirketini minyatür bir devlet haline getirerek,zengin ve sıfır maliyetli petrol alanlarını sömürmenin başka bir izahı olabilir mi?
Mega şirketler devlet konseyinin o zamanlardaki menfaati,Petrole sahip bir imparatorluk olan Osmanlı’nın parçalanmasından yanaydı.
Osmanlıyı parçalamadan,küçük küçük,yeni ve her yönden zayıf,devlet geleneği olmayan devletleri kurdurarak sömürmelerinin,savaş çıkarmaktan başka bir yolu var mıydı?
Onlar da bu yolu denediler ve birinci dünya savaşına,daha doğrusu “petrol paylaşım savaşına” giden yolun taşlarını birer birer döşediler.
İngiltere ve Fransa’nın Osmanlıyı parçalama ve dağıtma planının uzun bir altyapısı var.Küresel güçler planlarını çok uzun vadeli ve sabırlı bir şekilde uygulamayı prensip edinmişlerdir.
İngiltere; öncelikle Osmanlıyı Ruslara karşı kışkırtarak,savaşma noktasına getirmiş daha sonra da mali sıkıntı içindeki Osmanlı’ya borç vererek Ruslarla savaşa teşvik etmiştir.Ruslara karşı destek vereceğini fısıldamıştır Osmanlı’nın kulağına.
İngilizler çok iyi bilirler ki,”BORÇ ALAN,BİR GÜN GELİR,EMİR DE ALIR.”
Osmanlı’nın aldığı bu borç büyüdükçe büyüdü.Savaş şartlarının ihtiyaçları, ihtiyaçları doğurdu.Faizlerle birlikte borç dağlar kadar oldu.Ve ödenemez hale geldi. Osmanlı,askerini besleyemez,yeni şartlara göre gereken yatırımları yapamaz oldu.
Artık Osmanlı parçalanmaya hazırdı…
Osmanlı’yı parçalamak için; bünyesinde barındırdığı halkları kışkırtarak,o halkların etnik duygularına hitap ederek,içlerindeki ihtiraslı satılık liderleri kullanarak isyan ettirmekten daha kolay yol var mıydı?
Yani bilinen bir yöntem,elini ateşe sokmak yerine maşa kullanmak…
Ama bunun da kısa bir süre de birdenbire olduğunu düşünmek safdillik,aptallık olur.
Önce Balkanlarda yordukları ve yıprattıkları,Tanzimatla yumuşattıkları Osmanlı’yı: İngiliz gizli servislerinde uydurdukları VAHHABİLİK ve yetiştirdikleri LOWRENS tipi din adamı ajanlarla ayarttırdıkları Arap’a, arkadan vurdurtmadılar mı? Kimine Suudi,kimine Suriye,kimine Irak,kimine Ürdün krallığı,bir çoğuna da prenslik dağıtmadılar mı?
Osmanlı’nın yüzyıllarca “MİLLETİ SADIKA” diye ayrıcalıklı bir şekilde yaşattığı Ermenileri,misyoner okulları kolejler ve silah deposu yaptıkları kiliselerin papazları vasıtasıyla ayartarak,biz RUS ordusuyla boğuşurken,arkamızdan vurdurtmadılar mı?
Emperyal mega şirketler sonuçta Osmanlı’yı ve petrolü paylaştılar…
Günümüzde de bu emperyal mega şirketlerin ayrıştırarak parçalama ve sömürme planları başka şekilde aynen devam ediyor.
Önce Ruanda da kabileleri kışkırtarak bir soykırım gerçekleştirdiler ve oraya el koydular.
Sonra Yugoslavya’ya,Sudan’a,Somali’ye,Libya’ya,Tunus’a,Mısır’a,Suriye’ye el attılar.Atmaz olaydılar.Bu ülkelerden eser kalmadı.Bir de adına utanmadan Arap baharı dediler…
Yugoslavya yok oldu,yerinde yeller esiyor.Bir zamanlar Dünya Bağlantısızlar Blok’unun lideri olan kocaman ülke yerle yeksan oldu.İçinden küçük küçük beş buçuk devlet çıktı.
Üstüne üstlük BOSNA’da da bir soykırım yaşandı.Medeni! batı ülkelerinin askerleri de bu soykırıma gözetmenlik yaptılar.
Hepsi de Almanya,Fransa ve İngiltere’nin modern kolonileri oldular.
Irak artık yok,üçe bölündü.
Libya diye bir devlet kalmadı.Sadece petrolleri el değiştirdi.
Büyük yer altı kaynaklarına sahip olduğu bilinen SOMALİ ise,Korsanların ülkesi oldu.
Sudan da yaşanan kabile soykırımı sonucu,ülke ikiye bölündü,petrol olan bölge,Küresel Mega Şirketlerin kontrolünde,çöl ise zavallı halkın kontrolünde kaldı.
Suriye ise can çekişiyor.Paramparça olacağı belli de,Üçe mi bölünecek yoksa beşe mi…O henüz belli değil.
Bu ülkelerin hiç biri en az yüzyıl belini doğrultamayacak…
Ama,Küresel Mega Şirketler semirdikçe semirecek…Dünya açlık nüfusuna, yoksul nüfusuna milyonlar eklendikçe eklenecek…
Bunu adına da demokrasi denecek,Liberalizm denecek.
Alın başınıza çalın,bu demokrasinizi de Liberalizm dediğiniz VAHŞİ KAPİTALİZMİNİZİ de,Allah’sız ruhsuz dünya düzeninizi de…
Aklını başına topla Türkiye’m… Yol yakınken bu oyuna hep beraber “DUR” de…

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.