Sefa Beyleri


“Alem derin uykuda,uyumayanlara selam olsun.”

   SEFA BEYLERİ

   
   Sefa beylerinin sayısı çok azdır.
   Çünkü onların sefa sürebilmesi, binlerce çilekeş marabanın emeğine, gayretine bağlıdır. Gerekirse sefa beylerinin sefası için sürüm sürüm sürünmeye hazır ve nazır olmalıdır çilekeşler.
   Bu sebeple toplumların sefa bey ve bayan kontenjanı ancak yüzde beş, on kadardır. Zaten fazla olmasına da gerek yoktur. O kadar çok olursa, sefa beylerinin ekonomiden alacakları pay, satacakları caka, sürecekleri sefa azalmaz mı? Yok yok ayıp olur sefa beylerimize. Bu kadar az olmalı beylerimiz ki, rahatça sefalarını sürsünler. Öyle fesatlık yapmaya falan da gerek yok.”Efendim, milli gelirin yüzde seksenini, yüzde beşlik sefa beyleri kesimi alıyormuş” dememek lazım değil mi?
   Onlara sanki Allah vergisidir, sefa sürmek. Allah için bilirler, nasıl sefa sürüleceğini… Onlar en az gayretle en çok serveti edinir, en iyi makamlara gelirler. Servet ve makam onların en tabii haklarıdır. Çok zaman babadan oğla geçer sefa beyliği… En iyi giyinmeyi, en iyi yemeyi, en iyi sevişmeyi onlar bilirler. En doğal haklarıdır bunlar.
   Çilekeş marabalar ise çok çalışır, üretirler ama onlar; azla yetinmek, yoksulla, yoksullukla yaşamak zorundadırlar. Onlar daha iyi şartlarda yaşamayı da pek bilmezler.
   Çile çekileceği zaman, çilekeşler ne güne duruyor? Çileyi çekerler…
   Fedakarlık yapılması gerektiğinde, çilekeşler hazırdır… Çok ulvi duygularla  her türlü fedakarlığı yapmaya çoktan hazırdırlar…
   Çalışmak, çok çalışmak; tabir caizse didinmek, yırtınmak gerekiyorsa, o da çilekeşlerin asli görevlerindendir.
   Sefa beyleri ise olayları büyük bir vukufiyetle, kuşbakışı tepeden izlerler. Olayın ne içinde ne de dışındadırlar. Zaten onların işi, olayın içinde veya dışında olmak değil, neticeye göre her halükarda parsayı toplamaktır.
   Kadayıfın altının kızarmasını, olayların olgunlaşmasını çok iyi, ustalıkla takip eder ve bir aslanın avını beklemesi gibi beklerler.
   Uygun zaman, zemin ve mekanı buldukları anda bazen bir yiğit, bazen bir kahraman, bazen bir bilge, bazen de uyanık edasıyla ortaya çıkar, ileri atılır ve bir fedakarlık örneği veriyormuşçasına sefa köşküne oturuverirler…
   Çilekeşler de sefa beylerinin bu büyük fedakarane davranışlarından dolayı, onları avuçları patlarcasına alkış yağmuruna tutarlar, sevgi selinde boğarlar.
   Yerel, ulusal TV lerde, büyük medya da, gösterişli davetlerde, kabullerde, siyasi partilerin en üst kademelerinde, beş yıldızlı otellerdeki şatafatlı iftarlarda hep onları görürsünüz.
   Her konu da ahkam keserler, çooooooook bilgilidirler. Her konuyu bilirler. Hiç kimse onlar kadar bilemez. Bütün ihaleler, karlı işler de onlarındır. Çünkü her işi en iyi onlar yapar…
   Toplumun diğer kesimlerinin ise görevleri bellidir. Sadece onları, sefa beylerini dinlemek, alkışlamak, onlarla kıvanç duymak asli görevleridir.
   Çilekeş maraba kardeşim, senin düşünmene de gerek yok. Sen düşünme… Düşünüp de ne yapacaksın? Hem ne olur, ne olmaz, belki uykuların kaçar. Sen mışıl mışıl uyumana bak. 
   Ne güzel geçinip gidiyorsunuz işte. Uyusun da büyüsün ninni…

   “TİLKİ GÖLGESİNDE ASLAN GİZLENMEZ
    YİĞİDİN GÖLGESİ KENDİNDEN OLUR.”

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 652

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.