MİLLİYETÇİLİK


``Bu süreçte kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın, kimse bizim karşımıza Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız. Bizim milliyetçilik anlayışımızda vatanseverlik, insan severlik var.”

         Bu tür sözleri, sayın başbakan değil de ziraatçılar odası başkanı söylemiş olsa, onun meşgalesi topraktır diyerek belki hoş görürdüm. Ama bu sözleri söyleyenin bir başbakan olduğunu görünce gerçekten tüylerim ürperdi. Zira bu sözlerden başbakanın Türkiye coğrafyası ve de bu coğrafyada yaşayan insanları sevdiği anlamı çıkıyor. Yani vatan toprakları dışında kalan bu milletin bir parçası olanlar kapsam dışı tutuluyor.

         Bir bebek gibi, ana vatanı anası kabul edip, orada yaşayan insanlardan yakın ilgi bekleyen Kerkük Musul ve Erbil ile Bağdat’ta yaşayan kardeşlerimizle batı Trakya’da bu çağda hala dışlanan kardeşlerimiz karambole mi geldi anlamış değilim. Ya Suriye’de asimilasyonun son kuruna gelmiş olan kardeşlerimiz rahmetli Akif’in “ Biz senden nur istiyoruz Sen bize ateş gönderiyorsun dediği gibi onlarda mı kapsam dışı kalıyor. Çünkü bu insanların yaşadığı yerler bizim vatanımız değil.  Geriye kalıyor insan severlik. O da kuru kuru merhabadan ibaret kalıyor

         Peki, sayın başbakanın bu ayaklar altına aldık dediği, milletleri millet yapan, milliyetçilik ne imiş diye bazı kaynaklara başvurunca bakın nelerle karşılaştık.

         Millet, aynı dili konuşan, ortak bir geçmişi olan ve gelecekte birlikte yaşama duygusuna sahip olan insan topluluklarına denir.

         Milleti aynı dili konuşan, ortak bir geçmişi olan ve gelecekte birlikte yaşama duygusuna sahip olan insan topluluğu olarak kabul ediyorsak, buna bağlı olarak vatanı da, rahmetli Süleyman Nafiz’in benzetmesi gibi “Sıhhate benzetmek gerekir.” diye düşünmek icap eder. Maalesef değeri kaybedilince anlaşılıyor.” Ama biz kaybetmek istemediğimizi baştan söyleyelim de herhangi bir yanlış anlaşılmaya sebep olmasın.

         Milliyet, millete özgü olma, birlikte yaşama arzusunda olan guruba dâhil olan kişinin mensubiyeti ve milli olma durumu.

         Türkçedeki, çilik eki de iş ve meslek isimleri üreten bir ek olup birlikte yaşama arzusunu ayan beyan belirten kişiye de milliyetçi denir.

         O halde daha açık bir ifadeyle milliyetçilik: Aynı dili konuşan, ortak bir geçmişi olan ve gelecekte birlikte yaşama duygusuna sahip olan insanların bu duygularına sahip ve de bu duyguları kutsal bilip aşikârca belirtenlere denir.

         Üyesi olduğumuz ulusun varlığını sürdürmesi ve ilerlemesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya ve bu çalışmanın bilincini sonraki kuşaklara aktarmaya çalışan kişilere milliyetçi denir. Burada esas olan ırk olmayıp kültürdür.

         Peki, Hz Ali (R.A) “Şahsınıza kötülük eden bir düşmanını affediniz” Lakin vatanınıza ve milletinize kötülük eden bir kimseyi asla affetmeyiniz.  Yani ulusunuzun varlığını sürdürmesini ve ilerleyerek çağa ayak uydurmasını siz isterken bunu sabote edenleri affetmeyin diyor. Biz bunu böyle anlıyoruz.

         Sayın başbakan ve çevresinde ki ekip; “Açıkça biz bu düşüncelerinizi ayaklar altına almakta bir beis görmüyoruz.” diyorlar. Daha ziyade bunu, gemi azıya almış bir guruba şirin görünmek için söylediğini sanıyorum. Bunun için de ziyadesiyle üzüldüm.

         Bu milletin bunu affedeceğini sanmıyorum. Her ne kadar üzerine ölü toprağı atılmış gibi hiçbir reaksiyon göstermiyorsa da bu duruş sizi aldatmasın. Zira bu millet mayalanmış hamur gibidir. Bir an gelir kabına sığmayabilir.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1231

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.