• Ana Sayfa
  • »
  • ÇAM DEVİRMEK DİYE BUNA DENİR

ÇAM DEVİRMEK DİYE BUNA DENİR


Çalıştığım şirketin patronu tarafından Türkmenistan’a çağırılmıştım. İster istemez pasaport çıkarıp yola düştüm. Bu seyahatim ilk Yurt dışı seyahatim olacaktı. İstanbul’a gittiğimde bizim şirketin Türkmenistan da istihdam etmek için İstanbul merkezden göndermesini istediği diğer elemanlarla birlikte hava yoluyla Türkmenistan’a gittik. Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat “ Aşk şehri “ın hava alanına indik. Oradan da Şantiyeye gitmeden dosdoğru Aşkabat oteline gittik. Ertesi gün Şirketimizin Türkmenistan temsilcilik merkezine gidecektik.
Türk dilinin 13.yy dan sonra Anadolu ,Azerbaycan ve Türkmenistan da ayrı ayrı gelişme gösterdiğini Okumuştum ama birbirimizi anlamayacak kadar da farklı olacağını hiç düşünmemiştim.
Akşam otelde lobide oturduk. Kendi aramızda sohbet ederken iki kişi daha geldi. Gelenlerden birinin Türkmen diğerininse Özbek olduğunu öğrendim. Türkmen’in konuşmasından tek kelime bile anlamadığım halde Özbek’in söyledikleri tam olarak anlaşılıyordu. 
Konuşurken ne iş yaptıklarını sordum. Özbek olan Türkmen’i işaret ederek onun komarsan(commerçant ) olduğunu söyledi. Kendi kendime demek ki bu kelime Fransızcadan geçmiş Rusçaya dedim. Rusçada da tüccar kelimesi komarsan olarak söyleniyordu. Ve tüccar cevabını alınca tüccar olarak ne iş yaptığını sordum. Türkmen bir şeyler dedi ama söylediklerinden bir şey anlamamıştım. Bereket Özbek arkadaş imdada yetişti. Özbek Türkmen’in canlı hayvan ticaretiyle uğraştığını söyleyince, ben de Türkmen’e dönerek “ Ya arkadaşım bu kadar uzatacağına Celebim deseydin ya” der demez Türkmen birden ayağa fırladı. Bir şeyler dedi ama hiç birini anlamadım. 
Türkmen’in aşırı reaksiyon göstermesinden farkına varmadan bir çam devirdiğimi anlayarak Özbek arkadaşa ; “ Türkiye’de canlı hayvan ticaretiyle uğraşanlara Celep dendiğini teferruatlı bir şekilde izaha çalıştım. Özbek ikna olmuştu. Gelgelelim Türkmen’i ikna edemiyordu Özbek.
Sonradan Özbek Türkmen’in neden bu denli reaksiyon gösterdiğini anlayabileceğim şekilde izah etti. Meğerse celep kelimesi Türkmence ve Özbekçede fahişe anlamına geliyormuş. 
Yani bilmeyerek Türkmen arkadaşa ; “ Ya kardeşim bu kadar uzatacağına fahişeyim desene” diyerek asırlık bir çam devirmişim.
Adeta temizlikçi bir kadının, dışarıdan İlkokul diploması almak için sınava girdiğinde, tabiat bilgisi sınavında sorulan sorular ve kadının yanıtlarında olduğu gibi bir yanlış anlamaya kurban gitmişti sohbetimiz. 
İmtihan komisyonu temizlikçi kadına sorar.
- Mide ne iş yapar?
- Sindirim yapar, yediklerimizi öğütür.
- `Akciğer ne iş yapar?`
- Solunum yapar, bizi yaşatır.
- Kalp ne iş yapar?
- Kan dolaşımını sağlar.
- Beyin ne iş yapar?
- Bizim apartmanda kapıcılık yapar diye cevaplandırdığı gibi biz de bilmeden baltayı taşa vurmuştuk bir kere.
Bu gerginlikten sonra bu iki arkadaş biraz daha oturduktan sonra kalkıp odalarına çekildiler. Bizde onlar gittikten sonra odalarımıza çekildik. O gece neden böyle bir çam devirdim diye hiç uyuyamadım.
Ertesi gün temsilcilik binamıza gittik. Orada üç dört gün kaldıktan sonra kimseye haber vermeden tekrar Türkiye’ye döndüm. Zira o tarihlerde yeni bağımsızlığını elde eden Türkmenistan, eti yenmiş sadece kemikleri kalmış kuzu çevirmesine dönmüş bir haldeydi. 
Beşte dördü çöl olmasına rağmen yer üstünde dünyanın en kaliteli pamuğuna sahip olmanın yanında yer altında da dünyada hatırı sayılır bir petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip bir ülke olmasına rağmen varlık içinde yokluk çeker hale getirilmişti adeta bizim ata yurdumuz.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 415

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.