Türkiye`nin Pozisyonu


Trump yönetimini  açık politika yönergelerinde eksik kalmakla nitelendirenlerin;
Trump`ın stratejik bir vizyonu olmadığına ilişkin kanaatleri giderek dağılıyor...
ABD`nin çoğu zaman gösterdiği tutarsızlıklar ve net bir stratejik hedef göstermeyen davranışları göz önüne alındığında,
Beyaz Saray`da yeni bir proaktif başkanın olması üzerinde doğan umutlar, karışıklık hissini yavaş yavaş gölgede bırakıyor...

*
​İşte, Başkan Trump ülkesinin Ulusal Güvenlik Stratejisi`ni açıkla​mış bulunuyor.
​Belgenin ana fikrini;
1- Ulusal egemenliğin  ittifaklar üzerinde ön planda tutulması,
2- Ulusları bir rekabet ortamında öngörmesi oluşturuyor.​

*
​Ayrıca s​trateji belgesi​;​         
1- Sınırların güvenliğine,
2- Amerika`nın refahını korumak ve güçlendirmeye, 
3- Barışı güçle korumaya,
4- Tüm dünyada Amerika`nın etkinliğini ve gücünü arttırmaya yönelik dört temel dayan​ıyor. 

​*​
Bu çerçevede Başkan Trump`ın, 
1- İsrail-Filistin çatışması ve barışını; Ortadoğu`da terörizm ve Araplardaki aşırıcılığın etkilerinden doğan  sorunların özünden ayırdığı,
2- ABD`nin Ortadoğu`da refah ve reform arayışında olan Arap hükümetlerine daha fazla fayda sağlayacağını,
3- İsrail- Filistin barış anlaşmasını, bir önceki anlaşmayı takip etmesi gerektiğini anlayan daha geniş bir bölgesel anlaşmaya bağlamayı öngördüğü görülüyor. 

*
Belgede Rusya ve Çin  "ABD değerlerine meydan okuyan rakipler " olarak yer alıyor.
Ancak ABD, Askeri Strateji`sindeki "Sonsuz Savaş" doktrini doğrultusunda;
1- Rekabetin koordinasyonla geliştirilip bir Rus-ABD ortaklığının oluşturulması halinde,
2- Bölgesel krizlerin daha az tehdit oluşturacağı, bölgesel çalkantıların büyük oranda önleneceğini kurguluyor...

*
Bu yüzden süreçte ABD ve Rusya liderlerinin, mesela;
1- Suriye`de savaş sonrasında mevcut siyasi kilitlenmelerin nasıl ortadan kaldırılabileceği,
2- Suriye`deki yeniden yapılanmanın nasıl sağlanacağı konusuna odaklandıkları anlaşılıyor.

*
Bunun için ABD ve Rusya,
1- Ortadoğu istikrarı başlığında Suriye`de ve Doğu İsrail`de İslamcı Cihad`ın savaş kapasitesinin ortadan kaldırılması,
2- İran ile Türkiye gibi üçüncü tarafların faaliyetleri ile ilgili pozisyonlarının hizalanmasına yönelik bir anlaşma içindedirler. 

Nitekim,
1- Operasyonlar, Kuzey Suriye konuşlanan ABD birlikleri ve doğu-batı bölgelerindeki Rusya güçleri tarafından koordine ediiyor.
2- ABD; daha önce yapılan bir anlaşma kapsamında engellenen Rusya Hava Kuvvetlerine, Fırat Nehri`nin doğusunda operasyon yapmasının önünü açmıştır.
3- Rusya ise doğuda savaşan Suriye, İran ve Hizbullah güçlerini geri çekme taahhüdü karşılığında ABD destekli  Suriye Demokratik Güçleri ve Kürt YPG`ye saldırmamaktadır.
4- Rusya; Suriye savaşına İran ve Türkiye müdahalesi konusunda; İran`ı ve vekillerini ayrıca Türkiye`nin yeni savaş cephesini açmasını engellemek için hareket etmektedir...

*
Ancak bugüne kadar Rusya;
1- Suriye`nin her bölgesindeki savaşı ayrı şartlarda sürdürmüştür.
2- Kendi koşullarına göre her bölgede ayrı bir  grupla anlaşma ya da ateşkese ulaşmak üzere,  
O bölgenin sivil otoritesini oluşturan isyancıların, Suriyeli muhaliflerinin ve Kürtlerin amaçları paralelinde,
Yaklaşık bir yıl sonraki seçime kadar Esad`ın yönetiminde görev yapacak geçici hükümetin yapısıyla ilgilenmiştir. 

*
Halbuki şimdi;
1- Mevcut siyasi ve askeri gerçekler ışığında ABD`nin de kabul ettiği üzere Suriye`de 2021 seçimlerine kadar görevde kalacak olan,
2- Üstelik Türkiye`de mevcut yönetimin kararlılığı ve kaynakları bulunmadığı için  doğrudan deviremediği Devlet Başkanı B.Esad en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor.

*
Bu noktada, Suriye Devlet Başkanı B.Esad;
1- Suriye`de muhalefetten, asilerden ya da Kürtlerden hükümet ortağı olmaksızın  ülkenin tamamının kontrolünü ele geçirmeyi ve uzlaşmayı istiyor.
2- Suriye`nin dörtte birini kontrol eden ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri`ni ve ana unsuru olan YPG`li Kürtlerini " hain" olarak nitelendiriyor.

*
Rusya ise;
1- Esad ve Nasturilerin Suriye`de tek egemen olmasının katlanılamaz bir durum olarak görüyor.
2- Suriye`nin kuzeyinde ABD desteğinden uzak durmaları halinde Kürtlerden yanadır.
3- İran`ın Tartus`ta Rus donanma üssü gibi bir deniz üssü kurmasını,
4- Suriye`nin  petrol endüstrisinin yeniden inşa edilmesini İran ile paylaşmayı da istemiyor.
5- Kürtlerin kontrolündeki alanlarda özerk bir bölgeye izin vermemek için Suriye`de bulunan Türkiye`yi geri gönderme işini ABD`ye yüklemek istiyor.

*
Bu yüzden Rusya Devlet Başkanı Putin,
1- Rus kuvvetlerini Suriye`den çekmiştir.
2- Böylece Esad`a ve Trump`a; "Eğer  siyasi bir düzenleme için öngörülerimi kabul etmiyorsanız, kendi başınıza isyancılarla ve İslamcı cihadla uğraşmanız gerekecek" mesajı veriyor...

*
Türkiye ise 24 Ağustos 2016`da Özgür Suriye Ordusu militanlarıyla Suriye topraklarında "Fırat Kalkanı Harekâtı"nı başlatmasının ardından,
1- Cerablus, El Bab, Azez ve El Rai kentlerinin bulunduğu 2 bin kilometrekarelik alanı kontrol ediyor. 
2- Ağustos`tan beri Cerablus, El Bab, Azez ve El Rai kentleri yönetimine atadığı Gaziantep Valisi`nin 4 yardımcısı yönetiminde;
3- Eğitimden sağlığa, güvenlikten askeri operasyonlara kadar herşeyin koordinasyonunu sağlıyor
4- TSK`nin Suriye`ye girmesini  "egemenlik haklarının ihlali " olarak değerlendiren Esad yönetimi, bu durumu  BM gündemine taşımış bulunuyor.


*
Türkiye; ABD ve Rusya arasında yapılan anlaşma doğrultusunda Astana`da varılan anlaşma çerçevesinde;
İran ve Rusya arasında Suriye`de isyancı gruplar tarafından kontrol edilen ve en büyük alanlardan biri olan Idlib`e, bir çatışmasızlık bölgesinin inşa edilmesi için gelmiştir.

*
Türkiye`nin İdlib çatışmasızlık bölgesindeki rolü;
1- Suriye yönetimiyle işbirliği yolu çiz​erek çatışmaların bitmesine​ çaba göstermek,
2- ​İdlib`teki yönetim​i​ silahlı terör gruplarından al​arak sivil idareye devre​tmek,​ radikal unsurları elimine etmek, kentteki çatışmasızlığı denetle​mek​,​ güvenliği ​Fırat Kalkanı bölgesinde olduğu gibi yerel polis güçlerine bırak​maktır.​​

*
Ancak Türkiye bu görevi;
1- Suriye toprak bütünlüğü ve bölgede nüfusun artacak olması paralelinde,     .
​2- Bölgeye çok sayıda Sünni Arap taşımakla yani  yeni bir demografik yapı oluşturmakla sağlayabileceğini öngörüyor...
Bununla da yetinmiyor;

*
Aslında AKP Genel Başkanı R.T.Erdoğan, yürüttüğü bir dizi politika ve uygulamalar sonucu;
1-  Türkiye`nin Avrupa ve ABD`den izole edilmiş olması,
2-  Giderek tüm Arap ülkeleriyle  sorunların büyümesi,
3-  İşte İŞİD terör örgütünün yok edildiği Suriye ve Irak`taki Kürtlerin Türkiye güvenliğine tehdit oluşturduğu gibi sözde gerekçelerle,
 TSK`yı hâlâ hem Irak hem Suriye`de işgalci bir ordu gibi tutması,
4-  Bir çok ülkenin gereğinde işleme konulması üzere Erdoğan`ın Suriye ve Irak savaşları sırasında işlediği çeşitli savaş suçlarına ilişkin dosyalara sahip olması,
5-  ABD`de Reza Zarrab şahsında İran`daki uluslararası ambargonun kırılmasıyla ilgili olarak yargılanması,
6-  Yönetiminde Türkiye`nin derin bir şekilde bölünmüş olması,
7-  Muhalefetin onu ve ailesini ağır yolsuzluklar  içinde olmakla itham etmesiyle çok ağır bir anksiyetik süreçten geçiyor.

*
Kudüs Meselesi, Lozan Anlaşması karıştırmalarından sonra,
1-  Kuzey Suriye`de ABD tarafından desteklenen Halkın Koruma Birimlerine atıfta bulunarak Türkiye-Suriye sınırından Kürt "terörist" i ortadan kaldıracağını,
2-  "Afrin`i, Manbij`i ,Tel Abyad`ı, Ras al-Ayn`ı ve Kadırov`u teröristlerden temizleyeceğiz" diyor.

*
Sonuçta;
1- Mart 2018`de başkanlık seçimlerinde yeniden aday olacak Devlet Başkanı V.Putin, Rusya`nın Suriye`deki barışcı varlığı ve etkisini  güvence altına almıştır.
2- Washington`un Suriye`de çatışmayı "dondurması" ihtimali,Moskova`nın amaçlarına uyacağı için kesinlikle kalmamıştır.
3- Moskova`nın Tahran`la olan işbirliği, ABD`nin bölgesel politikası için büyük etkileri bulunan bir ilişki azaltma belirtisi göstermiyor.
4- Batılı politika yapıcılar, Kremlin`in Suriye`de dürüst bir komisyoncu olmayacağını ve Moskova`nın liderliği ele geçirmesine izin vermek yerine Batı liderliğini yeniden tesis etmek için çalışması gerektiğini kabul ediyor.
5- Bu angajmanı, Moskova`nın bölgede yerleşmesini, dolayısıyla olumsuz etkilenmesini önlemenin tek yolu olduğunu görüyorlar.
​6-​ Esad güçlü bir pazarlık pozisyonundadır, geleneksel düşmanları giderek Moskova`nın görüşünü kabul etmeye başlamıştır.

*
Gerisini AKP Genel Başkanı R.Tayyip Erdoğan düşünmelidir.
Ama Türk Halkı da neden böyle bir duruma katlanmak zorunda kaldığı için döğünmelidir..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 103

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.