• Ana Sayfa
  • »
  • TEK ÇARE: YURTTA VE DÜNYADA BARIŞTIR

TEK ÇARE: YURTTA VE DÜNYADA BARIŞTIR


Orta Doğu için çok hızlı bir diplomatik temas trafiği işliyor. 
27 Eylül`de Rusya Devlet Başkanı Putin, Erdoğan ile Irak ve Suriye`deki gelişmeleri ve Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu konularını görüşmek üzere Türkiye`deydi.
Türkiye, Irak Kürt Yönetimini ekonomik yaptırımlarla tehdit ediyor, Putin ise Kürt Sorununu; "Suriye, İran ve Türkiye`nin ittifak modeline" tekdüze bir politika olarak çekmeyi hedefliyordu...

*
4 Ekim`de Erdoğan, Tahran`da İran Cumhurbaşkanı Ruhani ve dini lider Hamaney ile bir araya geldi.
Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu konusunda benzer kararlar aldılar.

*
ABD Başkanı D.Trump, 12 Ekim`de İran politikasını açıklamaya hazırlanıyor.
Başkanın, İran`ın nükleer programının yalnızca barışçıl olacağını kayıt altına alan 18 Ekim 2015`te,
 P5+1 ile imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı`ndan (JCPOA ),
Devrim Muhafızları`nın yararlanmasını engellemek üzere yeni yaptırımları açıklaması ama planı 90 gün daha uzatması bekleniyor.

*
5 Ekim`de, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz ve ​Veliaht Prens​ Muhammed Bin Salman​ Moskova`da Devlet Başkanı V.Putin ile görüşüyor.
Kral ve Veliaht Prensin​, Nisan`da​​ Başkan Trump`ın Riyad ziyaretinde​ işaret ettiği​ ABD`nin Orta Doğu stratejisi doğrultusunda;
Bölgedeki en güçlü oyuncu olan Rusya Devlet Başkanı V.Putin ile ilişkileri geliştirmeye çalışıyor.

​*​
Pekalâ, neler oluyor?

*
Başkan D.Trump`ın Orta Doğu stratejisinde;
Suudi Arabistan önderliğinde Sünni Arap ülkelerinin İsrail`e verecekleri destekle İsrail-Filistin arasında bir barışı sağlamak üzere,
İsrail`in ve Suudi Arabistan`ın güvenliği için sadece IŞİD değil, aynı zamanda İran ile ilgili korkuları esas alınıyor...

*
Rusya ve İran, Suriye`de ortak askeri operasyonları hızlandırarak, bölgede siyasi ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmek amacındadır.
Halbuki bu birleşik amaç, Ortadoğu`nun ötesine geçen bir iddiayı gizliyor...

*
Bu yüzden İsrail, Rusya`nın İran`a iki fırsat kapısı açtığını düşünüyor.
1- Suriye,
2- Uranyum.
Rusya`nın İran`a olası Uranyum sevkiyatı kısa sürede bu ülkenin basit silah tipi nükleer bomba üretmesine yeterli olacaktır...
İsrail; Rusya ile İran`ın, Suriye`yi bölmek için anlaştıklarını da öngörüyor.
Buna göre bölünme; Rusya`nın, Suriye Sünnilerini parçalayarak Suriye`de tuttuğu parçayı da İran`a vereceği ve İran`ın bölünen parçayı kontrol altına alacağı süreye kadar devam edecektir...

*
Üstelik İsrail, Esad rejiminin Suriye`de istikrar sağlayamayacağından yanadır.
Çünkü İran`ın savaşa yaptığı katkıyla Suriye`de karşılığını almanın ve Akdeniz`e kadar genişlemenin peşinde olduğunu,
Lübnan Hizbullah`ının Suriye`de kendisine bir güç dinamiği oluşturmaya çalıştığını,
HAMAS`ın da Hizbullah eliyle Lübnan`a yerleşmekte olduğunu,
Böylece İran`ın; İsrail`in coğrafyasında siyasi ve askeri potansiyelini maksimize etmek üzere bölgeyi tek bir çatışma alanı haline getirmeye çalıştığını düşünüyor...

*
​Ve İran`a bir karşı​​ cephe kur​manın adımlarını atıyor...
Öncelikle İran`ın Akdeniz`e kadar olan genişlemesinin kötü bir seçenek olduğunu Rusya yönetimine anlatmanın peşindedir.
Putin`e, İran`ın Suriye`deki varlığının güçlenmesi halinin uzun vadede Rusya`nın çıkarlarıyla çelişeceği, 
Suriye`de Sünnilere müdahale edecek bir Şii oluşumunun tüm Sünni devletlere  zarar vereceği konusunda iletişim kurulması halinde,
İran`ın ilerlemesini engelleyebileceğini öngörüyor...

*
Nitekim, Başbakan B.Netenyahu sık sık Putin ile görüşüyor.
Hizbullah ile herhangi bir karşılaşma halinde Suriye alanını da içine alacak daha geniş bir çatışmaya yol açılacağına,
Bu durumda İran`a minnettar olan Esad`ın da bu gayrete yardımcı olmayı taahhüt edeceğini,
Hizbullah ile bir çatışmanın hızla İsrail ve Suriye arasında kapsamlı bir savaşa yol açabileceğine  dikkat çekiyor...

*
İsrail`in, İran ve Rusya ile paranoyaya varan kuşkuları süredursun,
Mayıs 2016`da, ABD ve Rusya`nın;
Suriye`de siyasi geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla çabalarını ikiye katlama taahhüdünde bulundukları biliniyor.

*
Başkan D.Trump`ta Esad rejiminin stratejik kazanımları: Devrilmeyeceğinin anlaşılması: Uluslararası desteğinin artması: Rusya ve İran`ın rejime ekonomik, siyasi ve askeri desteği: Ortadoğu`da Rusya ile daha yakın politika izleyeceğine ilişkin verdiği işaretlerin ardından,
23 Ocak`ta ABD`nin bilgisi dahilinde Türkiye, Rusya ve İran ittifakı oluşmuştur.
İttifak Kazakistan/ Astana`da, Suriye`de çatışan tarafları bir araya getiren toplantıları tertipliyor.

*
Neticede ABD`nin Orta Doğu stratejisinin bir sonucu olarak;
Ortadoğu`da Suriye ve Irak alanında temel çıkarlar üzerinde biri İsrail, diğeri İran olmak üzere iki kamp​ ort​aya çıkmıştır.

*
Suudi Arabistan için İran`ın nükleer programından daha çok Suriye ve Irak`ın yanlış ellere gitmemesi için İran politikasının başarısızlığa uğraması gerekmektedir. 
Bu yüzden İsrail`in destekçisi olarak  Suudiler,Suriye`deki pro-aktif Rus-İran-Hizbullah askeri işbirliğiyle Suriye-Irak sınırının İran kontrolüne bırakıldığını,
Erdoğan`ın ve Genelkurmay Başkanı H.Akar`ın İran`a yaptıkları ziyaretleri esas alarak bu askeri ortaklığın Türkiye ile güçlendirilmek istendiği,
İran`ın, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun savaştığı Yemen`de Huti isyanına verdiği desteği sınırlamak üzere Moskova`da görüşmelerde bulunuyor.  

*
İsrail`in bir sözcüsü olarak Kral Salman görüşmelerde Rusya`ya;
Petrol ve doğalgaz teknolojileri ve fiyatları arasında koordinasyon sağlanarak piyasaların birlikte manipüle edilmesi,
Suudi Arabistan ile Rusya arasında geniş kapsamlı ekonomik ilişkilerin kurulması,
Gelecek Mart`ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Putin`in desteklenmesi,  
Büyük miktarlarda silah alımlarında bulunacağı vaadlerinde  oluyor.

*
Türkiye`nin Rusya`dan S 400 savunma füze sistemi almasından sonra  Suudi Arabistan`da bu ziyarette  Rusya ile S 400 savunma füze sistemi alımı anlaşması imzalamıştır.
Halbuki ABD; hem Hürmüz Boğazı`nda İran`ı caydırmak ve körfez ülkelerini korumak, 
Hem de NATO`nun "Akıllı Savunma- Smart Defence " girişimi kapsamında ittifakın füze savunma sistemlerini aşamalı ve uyarlanabilir bir yaklaşımla; 
Rusya sınırına daha yakın bölgelerde Suudi Arabistan, BAE, Küveyt, Katar, Umman, Bahreyn`in sağladığı veri bağlantılarıyla birleştirmiş ve İsrail ile Türkiye`de konuşlandırılan  füze savunma sistemleri ve patriot sistemleriyle "tek tetik" oluşturmuş,
Bunu da bölgedeki kendi sistemine entegre ettiği füze kalkanına ilişiklemiştir...

*
Şimdi bu sistemin paralelinde Suudi Arabistan ve Türkiye`ye, Rus yapımı S400 savunma füze sistemleri konuşlandırılacaktır.
Bu durum bölgede ABD ve Rusya arasındaki askeri karşıtlığın atbaşı olması anlamını taşıyor.
Ayrıca Mayıs 2016`da ABD ve Rusya`nın; Suriye`de siyasi geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla çabalarını ikiye katlama taahhüdlerinin ulaştığı boyutu gösteriyor...

ABD`nin Ortadoğu Stratejisi şimdiki aşamasında Kürtler üzerinden şekillenmeye başlamıştır.
İsrail için Irak Kürt Bölgesi, İran`ın füzelerini bertaraf edeceği bir koruma dairesi işlevi görecek alandır.
Kürtler referandumla bağımsızlık taleplerini duyurmuş, bütün dünyada bağımsızlıkları konusunda çok ciddi bir algı oluşturmuşlardır

*
Her ne kadar İsrail ve Suudi Arabistan`da Rusya`nın kendi yolundan ayrılmayacağına ilişkin bir düşüncede olsa da;
Bakalım Rusya; ABD`nin Ortadoğu stratejisi doğrultusunda yaklaşımları çok farklı olan  Suriye, Irak, İran ve Türkiye`yi nasıl tekdüze bir politikaya  çekecektir?
Yoksa ABD ve İsrail, Türkiye ve İran`ı birbirine mi düşürecektir?
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 159

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.