SAVAŞ KERE SAVAŞ


ABD Başkanı D.Trump, Kongre`de Senato ve Temsilciler Meclisi`nin ortak oturumunda konuştu.
"Faşizmi tahtından eden iki dünya savaşı ile komünizmi mağlup eden Soğuk Savaş arasında harmanlanmış NATO`yu güçlü şekilde destekliyoruz.
Ancak müttefiklerimiz mali açıdan üzerlerine düşeni yapmalıdır.
Ortadoğu`dan Uzakdoğu`ya, NATO`ya kadar tüm dostlarımızın verilen mücadelelerde malî anlamda üzerlerine düşenleri yapması gerekiyor" dedi...

*
Halbuki kampanyasında birçok kez NATO`ya dair aşağılayıcı konuşmalar yapmıştı.
20 Ocak devir-teslim töreninde, önceki yönetimler gibi dünyaya askeri müdahale ederek kaynakları boşa harcamaktan çok ABD toplumu ve altyapısını oluşturmaya yöneleceğini söylemişti.
ABD`nin NATO`ya askeri katılımını azaltacağından söz ederken,barışa yönelik umutları yeşertmişti.  

*
Trump`ın Rusya ile dostça ilişkiler kurma arzusunun arka planında NATO`nun olduğu sanıldı. 
NATO, 1990`lardan beri doğuya doğru genişliyor ve Moskova`yı sürekli provoke ediyordu.
Trump anlaşmayı geçersiz olarak nitelendirdiğinde ABD-Rusya arasında iyi ilişkilerin temeli atılıyor, diye düşünüldü... 
Ya da Rusya, Avrupa`ya egemen olma ve Amerikan demokrasisini yıkmak için ABD ve diğer ülkelerin siyasi meselelerine burnunu sokarken,
D.Trump`la zımni bir anlaşma mı yapmıştı?

*
Ama Trump, Şubat başında Rusya Devlet Başkanı V.Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde,
İki ülke arasındaki Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması`nın kötü bir anlaşma olduğunu,
ABD`nin tek taraflı olarak bu yükümlülükten uzaklaşacağının sinyalini verdi.
Akıllara eski Başkan G.W. Bush`un tek taraflı olarak Anti-Balistik Füze anlaşmasını bozarak ABD-Rusya ilişkilerinde devam eden istikrarı bozduğu 2012`li günler geldi.
Neden Başkan Trump,çok kısa sürede  bir U-dönüş yapıyordu?

*
Aslında seçimlerin hemen ardından Demokrat partili B.Obama, H.Clinton ve Büyük Ortadoğu Projesi`nin destekçileri;
ABD kamuoyunu, düşmanlarla barışmak ve uluslararası ekonomik refah için onlarla işbirliği yapmak istediğini söyleyen başkanın "uçuk biri" olduğuna inandırmak istiyorlardı.
Başkan D.Trump`ın otoritesini ve saygınlığını yıkmak üzere geniş kapsamlı bir ajitasyon ve propaganda sistemini yürürlüğe koydular...
Görev başında bir başkanın görevden alınmasına yönelik kampanya sadece ABD derin devleti hesabına yapılabilirdi.
Çünkü ABD ekonomisi, serbest piyasa kapitalizmi olarak iddia edilen pembe bir paradigma değildi.
Merkezi olarak planlanan, hükümet tarafından sübvanse edilen ve özel girişimden ziyade bir tür kurumsal refah vaadeden bir askeri ekonomiydi... 

*
ABD ulusal ekonomisinin yıllık askeri harcamaları toplam hükümet harcamasının yarısı kadar yaklaşık 600 milyar dolardır.
Trump 2018 yılında askeri harcamaları yüzde 10 artırmayı amaçladığı açıkladı.
Amerikan askeri-sanayi kompleksine yapılan bu muazzam bütçeyi vergi mükellefleri sübvanse ediyor.
Bu kaynağın kuruması tüm ABD ekonomisinin çökmesi anlamındadır.
Bu gerçek; ABD emperyalizminin gerici ve savaş çığırtkanı hizipleri arasındaki mücadelenin her iki tarafında da zerre kadar demokratik içerik olmadığını gösteriyor... 

*
Başkan Trump iki aydan kısa sürede ABD ekonomisinin temel gerçeğini,
Hiç bir başkanın, ABD kurumsal kapitalizminin egemen koşullarının istemediği bir şeyi yapamayacağını anlamıştır.
Artık NATO ile ilgili önceki söylemlerinin yerinde yeller esiyor...
Giderek artan bir şekilde diğer tüm seleflerinin olduğu gibi bir militarist olduğunu gösteriyor...

*
İşte Savunma Bakanı J. Mattis, Brüksel`de NATO üyesi hükümetlerin GSYİH`nın yüzde iki seviyesinde mali katkıda bulunmaları konusundaki taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda,
ABD`nin "artık Avrupalıların çocuklarını koruyamayacağı" konusunda uyarıda bulunuyor.
Münih Güvenlik Konferansı`nda Başkan Yardımcısı M. Pence ise NATO üyelerine askeri harcamalarının nasıl artırılacağına dair bir plan öngörüyor!

*
Bu noktadaki pratik gerçek şudur;
ABD, Doğu Avrupa`daki askeri tırmanışına hız vermiştir.
Bir kaç haftadır ABD tankları ve birlikleri Litvanya, Letonya, Estonya ve Polonya`da büyük yığınak oluşturmuştur.
Bu hafta ABD Kongresi, Balkanlarda Karadağ`ı NATO`ya 29. üye olarak onaylamaya hazırlanıyor.
Ama komşu Sırbistan`dan,"Eğer birilerinin aklına, Sırbistan`a saldırı için kendi hava sahasını başka bir ülkeye açma gibi delice bir fikir gelirse, bölgedeki stratejik hedeflere yanıt verecek, yani çevredeki tüm büyük kentleri vuracak füzemiz var" yanıtı geliyor. 
1999`da NATO`nun Yugoslavya`yı bombalamasıyla ülkeye verdiği zarardan sonra Sırp savunma sanayisi geri dönüyor...
Gerek Baltık, gerek Balkanlarda gerekse Ortadoğu`da, dünyanın en büyük iki nükleer silahlı gücü  ABD ile Rusya arasında kasıtsız bile olsa topyekün savaşı tetikleyecek bir çatışmanın koşulları mütemadiyen zenginleşiyor... 

*
Bu çerçevede Trump,  ABD`nin anti-İŞİD stratejisinin de büyük olasılıkla göstereceği üzere;
Türkiye`den İslamcı Cihad örgütlerinin siyasi ideolojisini yapan ve İslamcılığı demokratik hak olarak Batı`ya kakalamak savaşını yapan Erdoğan ve hizbinin bertaraf edilmesinin,
İran askerleri, Rus savaş uçakları ve Suriye hükümet güçlerinin savaştığı Suriye`de ABD destekli güçlerin yaklaşan askeri tırmanmasının temsilcisidir.
Baltık`ta ise ABD ve NATO askeri güçlerinin yaptığı büyük yığınağı şimdilik Rusya ile çatışmayı yatıştırmak ama bu sırada giderek Rusya`yı Tahran`dan ve Pekin`den uzaklaştırmak isteyen unsurların da adamıdır.
Trump, NATO`ya yılda 100 milyar dolar gibi büyük miktarda harcama yapacak ve ekonomik sıkıntıları depreşecek olan Avrupa devletlerinin ufakta olsa gazlarının alınmasının da sorumlusudur...

*
Bu gelişmelerin perde arkasında istihbarat kurumları, Pentagon ve bir sürü jeostratejik düşünce kuruluşu bulunuyor.
Rusya ile büyük bir savaş olasılığı ya da onun kaçınılmazlığından hareket eden yoğun tartışmalar ve detaylı planlar hazırlanıyor.
Konvansiyonel savaşın ötesinde bir nükleer savaşı kazanmak için nelerin gerektiği tartışılıyor.

*
"Dengeyi Korumak: Bir ABD Avrasya Savunma Stratejisi" başlıklı bir raporda,
"Süper güçler arası karşılıklı bir nükleer saldırı sonrası için öngörülen küresel kıyametin aksine, küçük güçler arasında, hatta ABD ile nükleer silahlı İran ya da Kuzey Kore arasında bir savaşın ardından işler durumda bir dünya olacaktır.
Bu yüzden, ABD güçleri Avrasya çevresi boyunca stratejik savaş olasılıklarına hazır olmalıdır" deniyor...

*
Şimdi bu planların hayata geçirilmesinin zamanıdır.
Şu dakikada ABD, Obama yönetiminin 1 trilyon dolarlık bir nükleer silah modernizasyonu programını yürütüyor.
Program düşük güce sahip, hareketli nükleer silahlara dayanıyor... 

*
ABD`li Karun`ların derin devleti ve onların sağında-solunda yer alan siyasi temsilcilerinin pervasızlığı bu seviyededir.
Bu canilerin bu tür eylemleri yapabileceğinden kuşkusu olanlar;
ABD`nin Sovyetler Birliğini uyarmak için Hiroşima ile Nagazaki`ye attığı nükleer bombalar ile 100 bin`den fazla insanı, sonraki dört ayda radyoaktif zehirlenmeden 100 bin kişiyi daha katlettiklerini hatırlamalıdır.

*
ABD`li Karun`lar, önceki bir dönemde olduğundan daha büyük ekonomik ve jeopolitik zorluklarla karşı karşıya olduğu şu sıralarda çok daha zalimce ve pervasızca iş göreceklerdir...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 209

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.