• Ana Sayfa
  • »
  • MİLİTARİZM, NAZİZM VE İSLAMCI TERÖR SAHNESİ

MİLİTARİZM, NAZİZM VE İSLAMCI TERÖR SAHNESİ


Nice`te masum insanlara yapılan iğrenç terör saldırısı ardından,
ABD Başkanı B.Obama "Bastille gününde olan bu saldırı sonrasında Fransa`nın tüm dünyaya öğrettiği `özgürlük, eşitlik ve kardeşlik` değerlerini korumak için dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz" açıklaması yaptı.

*
Akşamında Türkiye bir askeri darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı.
Genelkurmay resmi sitesinde "Yurtta Sulh Harekâtına karşı koyan tüm unsurlara müdahale edilmektedir. Halkımızın emniyet ve can sağlığı gereğinde evlerinde kalmaları ve sokağa çıkmamaları önemlidir" dendi.
ABD Dişişleri Bakanı J.Kerry "Umut ederim Türkiye için istikrar ve devamlılık olur" dedi.

*
Aslında tarih olanca gücüyle geri dönmektedir.
Rusya`ya karşı savaş kışkırtıcılığının temposu nefes kesici biçimde artıyor.
Emperyalizm "Militarizm, Nazizm ve İslamcı terörü" kendi halklarını susturmak ve Rusya`nın ilerlemesini durdurmakta kullanıyor...

*
2008 Wall Street çöküşünden bu yana halkların yoksullaşması ama mali sektör seçkinlerinin zenginleşmesi müthiş hızlanmıştır.
Oxfam, İngiltere`de "Daha eşitlikçi bir dünya" sloganını benimseyen bir hayır kurumudur.
Dünyada tanık olunmadık yoksulluk artışı konusunda uyarıda bulunan bir rapor yayımladı.
Rapor, en zengin 85 kişinin dünya nüfusunun alttaki yüzde 50`sinin ya da 3,5 milyar kişinin sahip olduğu toplam serveti kontrol altında tuttuğunu belirtiyor.
En zengin yüzde 1`in serveti ise 110 trilyon dolardır, toplam dünya servetinin yüzde 46`sını kontrol ediyorlar.
Ve ABD 2008`den bu yana toplumsal eşitsizlikte gelişmiş ülkelerin hepsinden daha büyük artış yaşıyor...

*
İnsanlık tarihinde bugün olduğu kadar ne servetin büyük ölçüde yoğunlaşmasının ne de çöküşün bir benzeri bulunuyor...
Zenginlerin ve onların siyasetteki, medyadaki adamlarının "serbest girişim sistemi" dediği çağdaş kapitalizm; her siyasi kararın insanlığın son derece küçük bir kesiminin servetini koruma ve arttırma ihtiyacı eliyle dayatıldığı bir dünya yaratmıştır.
Birkaç yüz insan doymak bilmez açgözlülüklerini tatmin etmek için uygarlığın boğazına sarılmış, onu yıkımla tehdit etmektedir.

*
Bu toplum karşıtı unsur halka şiddetle düşmandır, demokratik hakları aşağılamakta ve en kötüsü militaristtir...
Kendi kişisel servetlerini arttırma çabasıyla nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan halkların yaşam standartlarına acımasızca saldırıyorlar.
Bunların denetimindeki hükümetler dünyaya her zamandan daha ağır kemer sıkma önlemlerini, ücret kesintilerini, işleri azaltmayı, sosyal programları ortadan kaldırmayı, kötü eğitimi ve kötü sağlık hizmetlerini dayatıyor.
Devlet hazineleri bankaları ve şirketleri kurtarmak için boşaltılıyor.
Kâr elde etmenin önündeki bütün yasal sınırlamalar kaldırılıyor...
Zenginler kendi ulus devletlerini harekât üsleri olarak kullanan rakip klikleri, güçsüz ülkeleri ele geçiriyor.
Sonra ölümlere ve yıkıma yol açarak onları işgal ediyor ve yağmalıyorlar.
Bölgeleri, pazarları, kaynakları ve ucuz işgücünü kontrol altına alma uğruna rakiplerine karşı mücadelelerinde dünya silahlı bir karargâha dönüşmüştür.
İnsanlık bu kez nükleer imha olasılığını barındıran III. Dünya Savaşı`na sürükleme tehditi ile karşı karşıya bulunuyor...

*
ABD`nin on yıllık sadistik yaptırımlarının ardından yüzbinlerce insanı öldüren ve milyonlarcasını sığınmacı haline getiren Irak savaşı ve işgali, toplumun her bir kurumunu imha ederken, Washington Irak ulusalcılığının üstesinden gelmenin bir aracı olarak bilinçli bir şekilde mezhepsel bölünmeleri kışkırtıyordu.
Ülkenin devrik başkanı S.Hüseyin acele ile toplanmış savaş mahkemesinde yargılanmış ve idam edilmişti...
Bütün bunlar, doğrudan "kitlesel imha silahları" tehditi ve Bağdat ile El Kaide arasındaki bağlara ilişkin uyarılarla haklı gösterildi. 
Bugün dünyanın bildiği gibi bunların tümü yalandı.
ABD emperyalizmi ülkedeki yönetimi devirene ve toplumsal yapıyı paramparça edene kadar Irak`ta ne kitlesel imha silahları ne de El Kaide vardı.
Aslında Washington 1980`lerde Afganistan`daki sağcı İslamcılar eliyle kanlı bir savaşa girişmeden önce ortada El Kaide de yoktu...

*
Başkan Obama, Libya`da ve Suriye`de rejim değişikliğini haklı göstermek için "terörizm ile mücadele" bahanesinden vazgeçti ve onun yerine en az onun kadar düzmece olan "insan hakları"nı koydu.
ABD ile NATO, Libya`da varolan devlet kurumlarını ve toplumsal yapıyı imha eden bir mezhep savaşında İslamcılar önderliğindeki milisleri örgütleyip silahlandırırken ülkeyi ağır şekilde bombaladı.
Libyadaki savaş aynı Irak`ta olduğu gibi ülkenin lâik başkanı Muammer Kaddafi`nin barbarca öldürülmesiyle tamamlandı.

*
Bugün IŞİD`in önderlik ettiği Sünni İslamcı ve mezhepçi milisleri destekleyen Washington, Suriye`de rejim değişikliği için benzer bir savaş sürdürüyor.
ABD bu savaşa, üçüncü bir lâik Arap devlet başkanı Beşar Esad`ın öldürülmesiyle son vermeyi umuyor.

*
ABD`li egemenlerin Ortadoğu`da yarattıkları yıkım, korkunç insani sonuçlarıyla birlikte onların bizzat ABD içindeki yıkıcı rollerinin, ülkenin üretim zemininin paramparça edilmesi, ABD ekonomisinin mali sektör asalaklarının kumarhanesine dönüştürülmesi, milyonlarca insanın işlerinin ve yaşam standartlarının ortadan kaldırılmasının dışarıdaki ifadesidir.

*
Ya Alman Emperyalizmi?
Savaş sonrası dönemde Almanya`nın Naziler tarafından işlenmiş olan suçlardan dersler çıkarttığı, barışçıl bir dış politika benimsediği ve istikrarlı bir demokrasi geliştirdiği biçimindeki propagandanın bir masal olduğu ortaya çıkmıştır.
Auschwitz, Treblinka, Majdanek, Buchenwald ve başka toplama kamplarındaki insanların kurtarılmasından 70 yıl sonra Nazilerin suçları göreceleştiriliyor ve aklanıyor.
Berlin hükümeti, şimdi 2003`te Irak`ta ve 2011`de Libya`da olduğundan farklı şekilde, Almanya`nın Ortadoğu`nun parçalanmasında belirleyici bir rol oynamasını garantiye alıyor.
Alman Nazizmi bir kez daha, tarihsel olarak geliştirmiş olduğu şekilde hem içeride hem de dışarıda bütün saldırganlığıyla kendisini gösteriyor.

*
Bu noktada Türkiye`de AKP iktidarını;
Medeniyetler İttifakı, Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda, 
İslam`ın siyasal sistem dışına itilmiş olması halinin toplumsal istikrarı sağlamadığı, ülke dinamiklerini tükettiği ve hep Batı`ya dayanmak zorunda kalındığı tezi,
İslamcı sermayenin kâr elde etmesinin önündeki bütün yasal sınırlamaların kaldırılması kaydı,
"La şarkıyye la garbiyye illa İslamiyye illa İslamiyye " kültürüyle peşine taktığı Müslüman Kardeşler Örgütü ve benzerleriyle olmak,
Bugün ise İŞİD terör örgütünü Türkiye`de Hatay, Gaziantep ve Şanlıurfa`yı içine alan bölgede yeni bir Veziristan`da kontrol etmek ve denetlemek, 
Bölgede Şiilere karşı Sünni kesimde yer almak,
Gerektiğinde Rusya`ya caydırıcı güç göstermek siyaseti belirliyor.
 
*
Militarizme, nazizme ve İslamcı teröre dayalı Amerikan emperyalizmi insanlığa karşı korkunç suçların sorumlusudur.
Başta Obama olmak üzere  yönetim, savaşı yürüten askerler, bu savaş üzerinden zenginleşen özel girişimciler, savaşı Amerikan halkına yutturmaya yardımcı olmak için yalan söyleyen medya, savaşı haklı gösteren ve destekleyen korkak ve konformist akademisyenler...
Şimdiye kadar bunlardan hiçbiri sorumlu tutulmuş değildir...

*
Ama şimdilerde, işte Nice`te İslamcı bir terör sonucunda Avrupalılar NATO`nun kıymetini anlıyor.
Akşamında ise sabaha kadar camilerden yapılan "cihad çağrıları" ile  İslamcıların ayaklanışı ve akim kalan bir darbenin ardından,
Hem Avrupalı hem Türkiyeli vatandaş,
Boğaziçi Köprüsünde başı gövdesinden ayrılmış garip bir Mehmetçiğin görüntüsü eşliğinde, Türkiye iktidarının bu islamcılar üzerindeki kayıtsız şartsız hakimiyetini görmekten hayran ve şaşkındır... 
Dün-ya  li-de-ri  Re-cep Tay-yip Er-do-ğan...

*
Militarizm ve Nazizm`in milyonlarca insanı şok eden dönüşünün ve İslamcı terörün, Fransa`nın tüm dünyaya öğrettiği `özgürlük, eşitlik ve kardeşlik` değerleriyle bir uyumunun olması söz konusu dahi olamaz.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 356

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.