Mehmetcik Ve İdlib


Suriye topraklarında İsrail ile İran arasında yaşanan açık çatışma gittikçe artan bir noktaya ulaşmıştır.
Bu sırada Başkan D.Trump, 12 Ekim`de yeni İran politikasını açıklamaya hazırlanıyor...

*
İsrail Başbakanı B.Netanyahu​, D​.Trump`ın İran nükleer anlaşmasını "tasfiye edip etmeme" konusunda yaklaşan kararı üzerine,
İsrail`in anlaşma politikasının basit olduğu​, bunun; "Değiştirin veya iptal edin, düzeltin veya düzeltin. Anlaşmayı engellemek; İran nükleer silah yeteneğini tamamen ortadan kaldırana kadar engelleyici yaptırımlar da dahil olmak üzere İran`a yönelik büyük baskıları onarmak anlamında​dır​" ısrarını sürdürüyor.​..​ 

*
Başkan Trump, İran Nükleer programı ile ilgili "Müşterek Kapsamlı Eylem Planı" anlaşmasını bir "utanç" olarak nitelendiriyor.
Şimdi Başkan`ın İran`ın nükleer programının yalnızca barışçıl olacağını kayıt altına alan 18 Ekim 2015 tarihli anlaşma ile ilgili olarak;
Devrim Muhafızları`nın yararlarını engelleyecek yeni yaptırımları açıklaması,
Fakat işlerliğin denetlenmesi için anlaşmayı 90`ar günlük periyodlarla uzatması bekleniyor...

*
Bu periyodlarda İran`ın anlaşmaya uymadığına karar verilirse; 
Kongre`nin ekonomik yaptırımların yeniden uygulanması da dahil olmak üzere karar vermesi iki ay sürecektir... 

*
İsrail bu noktada; İran`ın Ortadoğu`da hakimiyetini kazanmakta olduğuna ve bölgede tehdit unsuru oluşturduğuna inanıyor.
İran`ın uyarıları ciddiye almadığı ve Suriye rejimi ile görüşerek Şam yakınlarında Devrim Muhafızları`nın savaş filolarına bir askeri havaalanı,
Ayrıca Tartus`ta savaş uçakları için bir üs ile limanda otonom bir askeri iskele arayışını sürdürdüğünü, 
Böylece Suriye topraklarında bir İran bölgesi oluşturmakta ilerleme kaydettiğini iddia ediyor...

*
İsrail`e göre; Esad rejimi Suriye`de istikrar sağlayamayacaktır.
Ama İran; savaşa yaptığı katkıyla Suriye`de karşılığını almanın ve Akdeniz`e kadar genişlemenin peşindedir.
Lübnan Hizbullah`ı da Suriye`de kendisine bir güç dinamiği oluşturmaya çalışmakta,
Üstelik HAMAS`da Hizbullah eliyle Lübnan`a yerleşmektedir.

*
Ayrıca İran; Şam ve Lübnan sınırı arasındaki Sünni Arap nüfusunu azaltma ve Sünni sakinlerini ihraç etmeyi hedeflemekle itham ediliyor.
İran`ın böylece İsrail`in coğrafyasında siyasi ve askeri potansiyelini maksimize ederek, bölgeyi tek bir çatışma alanı haline getirmeye çalıştığı iddia ediliyor.

*
İsrail, İran`ın Ortadoğu`daki hakimiyetini kazanmakta olduğuna inanıyor ve tehdit oluşturan bölgeleri  yeniden düzenlenmeye karşı harekete geçmiş bulunuyor.
İsrail`in askeri ve diplomatik kampanyasının odak noktası Suriye`dir.
Gerektiğinde İran`dan Hizbullah`a silah aktarımını önlemek amacıyla hava saldırılarında bulunuyor.
Gerektiğinde Suriye`deki gelişmekte olan durumla ilgili endişelerinde, ABD ve Rusya`da yeterli derecede ciddiye alınmadığı sonucuna varıldığı için bir dizi diplomatik temaslarını sürdürüyor.

*
İran ve vekil güçlerinin İsrail kontrolündeki Golan Tepeleri ve sınır boylarına ilerlemesinin mutlaka engellenmesini istiyor. 
Bugün ABD ve Rusya arasında yapılan anlaşma doğrultusunda, Rusya`nın; Suriye Ürdün sınırında, Guta ve Humus kuzeyinde kurduğu çatışmasızlık bölgeleri İsrail lehine kurtarılmış Sünni Arap bölgeleridir...

*
Yine de İsrail, askeri ve diplomatik temaslarında hayal kırıklığına uğradığına inanıyor.
Giderek  İran`ın kapsamlı bölgesel hırslarından daha çok endişe duyuyor.

*
Suriye`de bulunan büyük oyuncuların İran ve vekillerinin aktivitelerine göz yummaları halinin kendilerini aşırı kaygılandırdığına işaretle,
Bu endişenin tatmin edici bir şekilde ele alınmadığı sürece İsrail`in tek başına İran`a tepki vereceğine dikkat çekiliyor...

*
Bu sırada ABD ve Rusya arasında yapılan anlaşma doğrultusunda Astana`da varılan anlaşma çerçevesinde;
Sıra Türkiye, İran ve Rusya arasında Suriye`de isyancı gruplar tarafından hâlâ kontrol edilen ve en büyük alanlardan biri olan Idlib`te bir çatışmasızlık bölgesinin daha inşa edilmesine gelmiştir.

*
Astana Anlaşmasına göre Türkiye`nin İdlib çatışmasızlık bölgesindeki rolü;
Suriye yönetimiyle işbirliği yolu çiz​erek çatışmaların bitmesine​ çaba göstermek,
​İdlib`teki yönetim​i​ silahlı terör gruplarından al​arak sivil idareye devre​tmek,​ radikal unsurları elimine etmek, kentteki çatışmasızlığı denetle​mek​,​ güvenliği ​Fırat Kalkanı bölgesinde olduğu gibi yerel polis güçlerine bırak​maktır.​​

*
Türkiye bu görevi, öngördüğü Suriye toprak bütünlüğü ve bölgedeki nufusunun artacak olmasıyla sağlayabileceğine inanıyor.
​Bu Türkiye`nin bölgeye çok sayıda Sünni Arap taşıması ve yeni bir demografik yapı oluşturması anlamına geliyor... 

*
Operasyonun daha şimdiden Suriye ihtilafında önemli yeni bir gelişme olacağı açıktır ki;
Erdoğan`ın yaptığı açıklama sonrasında hareketlenmeye başlayan bölgede,
Rusya ile varılan anlaşmanın uygulama safhasına geçilmiş bulunuluyor..

*
Uygulama Türkiye`nin güneydeki durumu karşısında son bir yıldır belirttiği politikayla uyumludur.
Ancak Türkiye için birçok riskleri de sunuyor...

*
Kuzey Suriye`deki İdlib ili, yıllardır Suriye muhalefet isyancı gruplarının kontrolü altındadır. 
2012`de B. Esad`a karşı protestoların başlamasından sonra Suriye rejiminin saldırılarına uğradı.
Mart 2015`ten beri birçok İslamcı terör örgütünün işgalindedir.
El Kaideci el-Nusra Cephesi, Ahrar al-Şam ve daha ılımlı Failaq el-Şam`dan sonra Temmuz 2017`de kendisine Hayet Tahrir el-Şam (HTS) adını veren Nusra Cephesinin işgalinde bulunuyor...
 
*
Kuzeyde Kürt Halkını Koruma Birimleri (YPG) Türk sınırının yakınındaki Afrin adlı engebeli bir alanı kontrol altında tutuyor. 
Idlib`in güneyindeki alanda Suriye rejimi bulunuyor.
Doğu ise Türkiye`nin ve isyancı Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) kontrol ettiği  bölgedir.

*
Türkiye, Ağustos 2016`da "Fırat Kalkanı" olarak adlandırılan Cerabulus bölgesine yaptığı operasyonda, binlerce isyancı savaşçının liderliğindeki İŞİD`i Türkiye sınırından başarılı bir şekilde temizledi.
ÖSO` ya yönelik güvenli bir bölge oluşturdu.

*
Şimdi Fırat Kalkanı gibi İdlib`deki bir operasyonun hem isyancı grupları safdışı edeceği hem de YPG`yi hedef alacağı;
Böylece Idlib yoluyla Akdeniz`e ulaşmayı hedefleyen YPG`nin,
Ya da bir bütün olarak Irak ve Suriye`nin kuzeyindeki Kürtlerin terör koridoruna engel olunacağı düşünülüyor. 

*
Bu operasyonda  Rusya rejimin başlıca destekçisidir, Türkiye ise isyancı Sünni ÖSO`yu destekliyor.
Ama işler son bir yılda değişmiş; Türkiye Rusya`ya yaklaşmış, Erdoğan görüşmeler için İran`da bulunmuştur.
Nitekim Rusya son haftalarda Idlib`te terör örgütlerini bombalarken, Türkiye`nin desteklediği  isyancı ÖSO müttefiklerine dokunmamıştır.
Bu, Türkiye`yi Rusya`yla aynı tarafta gösteren, esasen milyonlarca Suriyelinin nefretle kaçtığı Suriyeli rejimin yanında gösteren garip bir görüntü veriyor...

*
Ancak ÖSO`nun ve bağlı Hamza Bölüğü`nün İdlib`i elinde tutan Tahrir El-Şam (HTS) örgütü ile başa çıkması mümkün görülmüyor.
Türkiye`nin de HTS ile gerçek bir çatışmada kaybedebileceği öngörülüyor.

*
Bu halde Türkiye ile cihatçılar arasında bir kapışmanın Suriye`deki çatışmayı daha da zorlaştıracağı,
Bilhassa Afrin`de Türk kuvvetleri ve Kürtler arasındaki herhangi bir çatışmanın, ABD liderliğindeki koalisyonun Kürtlerle İslam Devleti`ne karşı ortak olmasıyla birlikte doğuda gerginliğe yol açabileceğini düşündürüyor.

*
İran`ın; İsrail`in coğrafyasında siyasi ve askeri potansiyelini maksimize ederek, bölgeyi tek bir çatışma alanı haline getirmeye çalışması karşısında;
İsrail`in Suriye`de Sünni  bölgeler oluşturmasının zorluğu ortadadır.

Ama İsrail endişelerinin tatmin edici bir şekilde ele alınmaması halinde, sürece  tek başına tepki vereceğine dikkat çekmiştir..
Olsun, Mehmetçik Aslan`dır ...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 118

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.