İki Kere İki Dört


Suriye krizinin patlak verdiği sıralarda, biri BM merkezli uluslararası mekanizma diğeri krizde yer alan büyük güçlerden oluşan iki uluslararası güç;
Suriye`deki durum üzerinde egemen olmak için savaşıyordu.

*
Büyük güçlerin egemenliğinde Suriye`deki durum, siyasi krizden tamamen sivil bir vekâlet  savaşına dönüştü.
Krizin patlak vermesinden sonraki ilk yıllarda BM`nin işlevi sınırlıydı.
2012-2015 arasında yalnızca iki tur barış görüşmesi gerçekleşti.

*
2015`te zorlu koşullarla başa çıkabilmek ve krizi çözebilmek için BM Güvenlik Konseyi 2254 sayılı kararı kabul etti.
Bu suretle Suriye`deki iç savaş teröre karşı savaşa dönüştü...

*
Giderek iki ana güç kristalize oldu, Suriye krizinin gidişatını belirledi.
Uzun süren bir kilitlenmenin ardından 2016`dan beri ilgili taraflar BM mekanizması aracılığıyla daha çok barışa başvurmaya başladı.
Bu şekilde Cenevre barış görüşmeleri​ hızlandı.
2017`de tüm taraflar küçük adımlarla da olsa başarılar kazandılar. 
Krizin müzakere mekanizması istikrara kavuştu...

*
2017 sonuna doğru, yalnızca savaş alanıyla konu olan Suriye meselesi uluslararası müzakere masasında ortaya çıktı.
Şu anda müzakereler Suriye meselesine bir miktar ışık tutuyor.

*
Ancak bölgede bir dizi uluslararası mekanizmanın yer alması ve büyük güçler arasındaki siyasi oyunların bölgede giderek daha şiddetli olması; 
Suriye barış sürecini belirsizliklerle karşı karşıya bırakıyor. 
Ulusun geleceği, doğrudan doğruya uluslararası toplumun idari kapasitesine bağlıdır.

*
Kasım`da ABD-Rusya-Ürdün Mutabakat Zaptı; Suriye`nin güneydoğusunda çatışmaların durması için bir ateşkes sağladı.  
Yine Kasım`da, Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi sırasında ABD Başkanı D.Trump ve Rusya Devlet Başkanı V.Putin, Suriye ihtilafının çözümünde ortak bir bildiri imzaladılar.
Tüm taraflar görüşlerini BM koordinasyonu altında Cenevre barış görüşmelerinde ortaya koymaları için teşvik edildiler...
 
*
Bununla birlikte hâlâ Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad`in durumu üzerinde verilen mücadele sürüyor.
Ama iç savaş perdesi yavaş yavaş düşerken, Esad rejimi hâlâ Suriye siyasi sahnesinin merkezinde duruyor.

*
Ülkenin muhalefet güçlerinden Esad yönetimine protesto sesleri yükseliyor.
ABD`den mevcut siyasi ve askeri gerçekler ışığında Suriye`de Esad`ın 2021 seçimlerine kadar görevde kalmasına hazır olunduğuna ilişkin sinyaller alınıyor.
Çünkü her ne kadar ABD ve Türkiye, Esad`ı istifaya zorlamak isteseler de  mevcut yönetimi doğrudan devirmeye yönelik kararlılıkları ve kaynakları bulunmuyor.

*
Yine de Türkiye`de AKP Genel Başkanı R.T.Erdoğan partisinin Yalova Kongresi`nde yaptığı konuşmasında;
"ABD`nin başka hesapları var diye Suriye`de bir terör devleti kurulmasına izin vermeyeceğiz" diyor.
Erdoğan`ın bu ifadesindeki adresin; yıllardır bir terörist olmakla itham ettiği Esad`ı mı,
Yoksa Kuzey Suriye`de Kürt savaşçılar tarafından temsil edilen Suriye Demokratik Güçleri`ni mi kast ettiği anlaşılamıyor... 

*
Türkiye Suriyeli Kürt güçlerini büyük bir siyasi tehdit,
ABD ise Suriye Demokratik Güçlerini  terörle mücadele müttefiki olarak görüyor.
Rusya ise Kürtlerle yakın siyasi temas içindedir.
Gelecekte Türkiye, Rusya ile pazarlık yapabilir, hatta ABD`yi Kürtlere yönelik politikalarını ayarlamaya zorlamak için Moskova`dan askeri malzeme almayı düşünebilir.

*
Ama Rusya Devlet Başkanı Putin`in Suriye`ye yaptığı sürpriz ziyaret;
Savaş sonrasında mevcut siyasi kilitlenmelerin nasıl ortadan kaldırılabileceğini, yeniden yapılanmanın zorluklarını gösteriyor.

Putin, ziyaretinde ABD`ye nazire yaparcasına bir zafer ya da siyasi bir başarıyı kutlamak amacı taşımıyordu.
Elbette bu ziyaretle Rusya`nın Suriye`deki başarılarını taçlandırmayı amaçladı ancak beklenmedik güçlüklerle karşılaştı.  
B. Esad ve rejiminin hayatta kalması için Ruslara borçlu olmasına rağmen sadece B.Esad`ın değil, İran ve Türkiye`nin de istediği siyasi düzlemde olmadığını gördü...


*
Çünkü Rusya, bugüne kadar Suriye`nin her bölgesindeki savaşı ayrı şartlarda sürdürdü.
Kendi koşullarına göre her bölgede ayrı bir  grupla anlaşma ya da ateşkese ulaşmak üzere,  
O bölgenin sivil otoritesini oluşturan isyancıların, Suriyeli muhaliflerinin ve Kürtlerin amaçları paralelinde,
Yaklaşık bir yıl sonraki seçime kadar Esad`ın yönetiminde görev yapacak geçici hükümetin yapısıyla ilgilendi. 

*
Halbuki Putin, bu ziyaretinde Esad`ın: Suriye`de muhalefetten, asilerden ya da Kürtlerden hükümet ortağı olmaksızın  ülkenin tamamının kontrolünü ele geçirmeyi ve uzlaşmayı istediğini anladı.

*
Bu noktada Rusya; Esad ve Nasturilerin Suriye`de tek egemen olmasının katlanılamaz bir durum olarak gördü.
Rusya, Suriye`nin kuzeyinde ABD desteğinden uzak durmaları halinde Kürtlerden yanadır.
Özerk bir Kürt bölgesi ise Türkiye`de R.T.Erdoğan`ın sıkı muhalefeti altındadır.
Türk silahlı kuvvetleri Kürtlerin kontrolündeki alanlarda özerk bir bölgeye izin vermemek için Suriye`de bulunuyor...
Rusya, mesela Tartus`ta Rus donanma üssü gibi İran`ın da bir deniz üssü kurmasını,
Ya da  Suriye`nin  petrol endüstrisinn yeniden inşa edilmesini İran ile paylaşmayı da istemiyor.

*
Nitekim Putin, Rus kuvvetlerinin Suriye`den çekilmeye hazırlanmasını emretmiştir.
Bu gelişme Esad`a, "Eğer  siyasi bir düzenleme için taslaklarımı kabul etmiyorsanız, isyancılarla ve kendi başınıza İslamcı cihadla uğraşmanız gerekecek" mesajı vermesi anlamına geliyor.
Şimdi Ruslar, sadece Lazkiye ve Tartus limanı yakınındaki Hmeymim hava üssünde Rus savaş ve ticaret gemilerinin rıhtıma bağlandığı platformlara erişebiliyor...

*
Putin`in, Suriye`yi terk etme planı  aslında Esad`a karşı doğrudan bir tehdit sayılıyor.
İran`ın da bunu göz önünde bulundurması gerekiyor.

*
Bütün bu anlaşmazlıklar, Astana üçlüsünü oluşturan Rusya, Türkiye ve İran arasında gerçekleşen diplomatik süreci ve BM koordinasyonunda gerçekleşen Cenevre barış görüşmeleri sürecini tıkıyor.

*
O yüzden Rusya Suriye`de bir düzenlemeye ilişkin Rus taslağının hayata geçmesi düşüncesinde;
Kuzey Suriye`de bulunan ABD`den yeni bir senaryo istiyor.
Bu "Suriye rejimi ile koordinasyonda olacak ABD güçlerinin; Suriye Demokratik Güçleri ile Türkiye arasındaki ihtilafı çözmesi ve Kürt statüsünün belirlenmesi" senaryosudur.

*
Çünkü mevcut durumla Suriye`deki savaş bir yere gitmiyor.
Büyük olasılıkla "Zarrab Davası" paralelinde bir aydan daha fazla, belki de bir yıldan daha uzun sürecektir...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 100

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.