GÜZEL BİR DÜNYA


Çarşamba günü Çin Başbakanı Li Keqiang, Almanya ve AB ile dış politika ve ekonomi konularında görüşmeler yapmak üzere Berlin`e geldi.
Alman hükümetinin internet sitesine göre Başbakan A.Merkel, Çin ile birkaç ikili anlaşma imzaladı. Hamburg`ta yapılacak G20 zirvesi öncesinde ortak bir tutum geliştirildi.
Ardından Li Keqiang, Brüksel`de AB Komisyon Başkanı J-C Juncker ve Avrupa Konseyi Başkanı D.Tusk ile görüştü.
İklim konusunda imzalanan Paris Anlaşmasının yürürlüğe geçirilmesine bağlı olduklarını açıkladılar...

*
Ziyareti AB`nin; Brexit: Euro krizi: Ulusal borçlar: Sığınmacı krizi: Doğu ile Batı ve Kuzey ile Güney arasındaki gerilimler: Sağcı ve şovenist partilerin yükselişi tehditinin olduğu, patlayıcı toplumsal gerilimlerin yaşandığı: Varlıklı ülkelerde bile milyonlarca insanın, yoksulluk sınırında ve belirsiz koşullarda çalıştığı bir sırada,
Üstelik Başkan D.Trump`ın ABD`yi Paris İklim Anlaşması`ndan çekmesi  gününde gerçekleşmesi ​daha anlamlı kıldı.

*
Kyoto`dan Paris`e yapılan emisyon paktları üzerinde on yıllar süren görüşmelerde Amerika çoğunlukla​ ​muhalif kalmıştı.
​Ş​imdi AB yetkilileri açısından​ ​bir misilleme olarak yeni diplomatik ve politika fırsatlar​ı​ oluşmuş​ bulunuyor...

​*​
Esasen, Almanya Başbakanı A.Merkel bu ziyarete çok önem verdi.
Çünkü Almanya, 2014`te Rusya ile Kırım`ın yeniden birleşmesi sırasında ABD`nin yoğun baskısına uğramış,
ABD ısrarla Almanya`dan, Avrupa`nın Rusya karşısında saflarını sıklaştırmasını, yaptırımları daha şiddetli bir şekilde uygulamasını sağlamasını istemişti.
Ama Alman ve Avrupalı büyük sanayiciler ekonomi üzerinde yıkıcı sonuçlar nedeniyle yaptırımları sürdürmekte zorlandı.
Merkel, birbirine ters iki yaklaşım arasında kalmıştı; Rusya`dan Baltık Denizi`ni aşarak gelen North Stream doğal gaz boru hattının tamamlanmasına karar verdi.

*
Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) Anlaşması`nda da Avrupa hukuku ile ABD özel tahkim mahkemeleri arasında sorunlar yaşanıyordu.
ABD bu anlaşma çerçevesinde doğacak hukuki sorunlar için başvuruların özel tahkim mahkemelerine yapılmasını öngörüyor,
Merkel ise Avrupa adına TTIP ile yürütülen pazarlıklarda bunu Avrupa egemenliğinin ihlali olacağını kabul ediyordu.
Başkan B. Obama, Merkel`in görevinden uzaklaştırılmasını istedi ama Almanya`da iyi hazırlanmış ve itaatkar bir halef yoktu... 

*
Şimd de, Başkan D. Trump Almanya`ya  sert tepki gösteriyor. 
Başbakan Merkel`in bir milyon mülteciyi kabul etme kararını "feci bir hata" olarak nitelendiriyor.
Meksika`da  kuracağı üretim tesisinden ABD`ye ihracaat yapmayı planlayan Alman otomotiv devi BMW`yi yüksek bir gümrük vergisiyle tehdit ediyor.
Avrupa Birliğini Almanya`nın bir aracı olarak tanımlıyor...

Eh, artık! Başbakan A. Merkel`de, Avrupa adına da bütün bunlara sert yanıt veriyor.
"Biz Avrupalılar, kendi kaderimizi elimizde tutuyoruz" diyor...

Bugün tarihte hiç  olmadığı kadar iklim değişikliği, kirlilik, aşırı nüfus ve doğal ortamın kontrol edilmemiş yıkım​ı​​ ile karşı karşıya bulunuluyor.
​Şu anda ekonomik genişlemenin çevresel sürdürülebilirlikle nasıl dengelenebileceği sorunu​,​ küresel gelişmenin bir sonraki aşamasının merkezinde yer a​l​​ıyor.
Özellikle Avrupa ve Çin`in aktif çözüm arayışında işbirliği yapma kabiliyeti ise bu yüzyıla umut veriyor...

​*
Küresel büyüme ile milyarlarca insanın hayatını değiştirmek için yeni teknolojilere ve modern alt yapıya ihtiyaç vardır.
Avrasya süper kıtasının karşıt uçlarında yer alan Almanya endüstriyel devrimin başlatıldığı coğrafi bölgeyi, Çin ise küresel ekonomik ağırlık merkezini temsil ediyor.
Bu kombinasyon,neden sürdürülebilir büyüme ve gelişmiş ticaret ağlarıyla geleceği aydınlatmasın?

*
AB`nin en büyük ticaret ortağı Çin, Çin`in en büyük ticari ortağı ise ABD`nin ardından AB`dir.
Ne ki, AB; Çin`in henüz uygun bir serbest pazar olmadığını esas alıyor ve Çin`in Piyasa Ekonomisi Statüsünü reddediyor.
Bu yüzden iki taraf birbirlerinin pazarlarına sınırlı giriş yapabiliyor. 
Avrupa nispeten ucuz olan Çin mallarının yerel ekonomileri baltalamasından korkuyor ve Çin`in Avrupa pazarlarına daha yüksek bir oranda sızmasına izin vermiyor.

*
14-15 Mayıs`ta Çin/Pekin`de düzenlenen "Kuşak ve Yol" Uluslararası İşbirliği Forumunda,
AB yetkilileri Çin`in ticaretle ilgili yayınladığı ortak bildiriyi, şeffaflık ve sürdürülebilirlik sorunlarının ele alınmadığı gerekçesiyle imzalamadı.
Bugün Çin, Avrasya alanını devasa bir entegre ticaret bölgesine dönüştürmeyi amaçlıyor.

*
Çin`in, "Kuşak ve Yol" girişiminin ivmesi istikrarlı bir şekilde ilerlemesi halinde, para kazanmak için muhtemel yerlere para aktarmak,
Yatırım sermayesini her iki tarafta fayda sağlayacak doğru yerlere yöneltmek kritik önem arzediyor.
Şu dakikada yapılan son görüşmede Avrupalıların ilerleme kaydedilmesinde  neler önerdikleri açık değildir.

*
2012`de yapılan AB ve Çin Zirvesinde hazırlanan enerji güvenliği konusundaki ortak deklarasyon; 
​Bugün Başbakan Li Keqiang​`in görüşmelerinde​​ yenilebilir enerji ve diğer çevre dostu teknolojilere yapılan yatırım önerilerinin temelini oluşturuyor.  
AB ve Çin birlikte toplam küresel enerji tüketiminin yaklaşık üçte birini tüketiyor.

*
Çin yeşil çözümler bulma konusunda, AB ise onlarca yıldan beri  kirleten fosil yakıtlardan yenilebilir enerjiye geçişin gereğinde isteklidir.  
Bu nedenle belirli hedefler üzerinde uzlaşmaya varılan bir eylem planının zamanı gelmiştir.
Sonuçta, yalnızca "Kuşak ve Yol"girişimi hedeflerinde; Canlı bir şekilde ortaya konan:Yenilikçi teknolojiye dayanan: Birbirine bağlı bir insan geleceği vizyonunun,
Gerçeğe dönüştürülebileceği bir fırsat doğmuş bulunuyor...

*
Ama bu fırsat, ABD eski başkanı B.Obama`nın, 28 Ekim 2016`da BM Güvenlik Konseyinden çıkarttığı, ABD ve müttefiklerinin Rusya ve Çin`in fiili olarak yer aldığı bölgesel örgütlerle, işbirliği yapmasını engelleyen kararı, negatif etkiliyor.

*
Başkan Obama, bu kararla dünyayı iki farklı alana bölmeyi,
Tek bir dünyanın ama iki ayrı yönetimin olduğu Soğuk Savaşa geri dönüş değil yeni bir yapılanma halini öngörmüştü.
Bir tarafta ABD tarafından yönetilen tek kutuplu bir dünya diğer tarafta bağımsız ve baş eğmeyen Rusya ile Çin ve çevrelerinde kendi aralarında işbirliği yapan devletlerin dünyası düşünüldü.

İki farklı dünya arasında çok az geçiş olacaktı.
Böylece zorunlu olarak küresel serbest ticarete, dünya ticaret örgütüne, ekonomik küreselleşmeye bir ara verilirken,
Özellikle Çin; küresel sistemin santrifüj kuvvetleriyle sarsılacak,
Yeniden küresel sistemin istisnaî siyasi ve ekonomik gücünü hissederek,
Bir kısım yapısal reformlardan geçerek yeniden küresel ekonomiye entegre edilecekti.

*
D.Trump`ta Başkan Obama`yı izledi.
Koltuğa oturur oturmaz Trans Pasifik Anlaşması`nı reddetti.

*
Şimdi bu yöntemin ABD emperyalizmine bir şey kazandırmadığı görülüyor.
Çünkü Çin ve AB; ABD`nin ekonomik çıkış için ortaya koyabildiği bir programı olmamasına rağmen istihdamı arttırıcı yeni yatırım stratejileri yürütmenin adayıdırlar. 
Çünkü ekonomik büyüme, üretim ilişkileri ya da biçimini değil üretimin yapısını değiştirmek suretiyle sağlanıyor.
Öncelik kamu yatırımlarına veriliyor ama büyüme hızını kontrol altında tutmak ve gelir dağılımını düzenleyen mekanizmaları geliştirerek ucuz emeğe dayalı üretimin yapısı değiştiriliyor.
Bu suretle, büyüme dış taleple değil iç taleple sağlanabiliyor.

*
Şimdi AB ve Çin bulundukları bölgedeki ülkeler arasında gümrükleri azaltarak,
Avrasya`da dünyanın en büyük ticaret bölgesini oluşturabilirler. 
Dünya rezerv parası doların dışına çıkıp kendi paraları üzerinden ticari ilişkiler geliştirebilir,
Doların ticaret alanını daraltabilirler... 

*
Doğrusu Başbakan A. Merkel ve AB iyi misilleme yapıyor...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 136

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.