• Ana Sayfa
  • »
  • ABD Başkan Seçimi`nin Yansımaları

ABD Başkan Seçimi`nin Yansımaları


8 Kasım Başkan seçimi, ABD`de partilerin uzlaştığı konularda geniş çaplı düzenlemelerin yapılmasında bir uzlaşıya yol açacaktır.
Bir uzlaşıda görevini Cumhuriyetçi D.Trump ya da partilisi H.Clinton`a devredecek olan;
Başkan B.Obama`nın, bir süredir demokratların elini güçlendirmek üzere manipülasyonlarda bulunduğu gözleniyor... 

*
Mesela; D.Trump, kampanyasında Kuzey Atlantik İttifakı`nı (NATO) sıkça tartışmaya açmıştır.
NATO üyelerinden birine saldırılması durumunda diğer ülkelerin onu savunması ilkesine karşı çıkıyor.
Buna neden olarak, pek çok üye ülkenin NATO şartları gereği yapılması gereken GSYİH`nın yüzde 2`si kadar harcamayı yapmamasını gösteriyor.
H.Clinton ise NATO`ya bağlıdır,"NATO ve silahlı kuvvetlerimiz teröristlere karşı birlikte savaşıyor, diplomatlarımız yan yana çalışıyor"diyor.
Clinton NATO yanlısı açıklamalarından, Trump NATO`nun değişmesi gerektiği yönündeki duruşundan geri adım atmıyor... 

*
NATO, ABD`nin askeri stratejisini güne özgün nitelikleri, esnekliği ve etkili partnerliğe uygun olduğu gerekçesiyle makul savunma sistemi olarak kabul etmiş, Stratejik Konsepti`ni bu düzlemde belirlemiş ve ABD`nin küresel organı olmak çabasındadır... 
Şimdilerde, "Rusya`nın saldırganlığına" karşı koymak için yeni stratejiler oluşturuyor, askeri varlığını Doğu Avrupalı üye ülkelere konuşlandırıyor.

*
Ancak, NATO`nun ABD`nin küresel organı haline gelmesi, ittifakın askeri stratejinin gelişen teknolojiler paralelinde manevra savaşlarına ağırlık vermesine yol açıyor. 
Manevra savaşı; çatışma ile düşmanın gücünden sakınmak, fakat düşmanın hızlı ve saldırgan biçimde zayıflıklarını ortaya çıkararak en fazla zarar verecek yerinden vurmak, fiziki ve moral olarak etkisizleştirmek ve yıkmaktır.
Yüksek teknolojili Hava, Sualtı, Kara, Uzay ve Bilgi Savunma Sistemlerine dayanıyor.
Alt sistemlerinin çokluğu ve karmaşıklığı onu çok pahalı hale getiriyor...

*
Bu yüzden NATO`nun mali krizdeki üyelerinin savunma bütçelerinde kaynaklarını birleştirmesi, paylaşması, ulusal değil uluslararası çapta projelerde ortaklaşması gerekiyor.
Halbuki NATO ülkelerinin çoğu savunma harcamalarını artırmak istemiyor.
İttifakın Galler zirvesinde alınan karar doğrultusunda her ülkenin gayrı safi yurtiçi hasılasının
yüzde 2`sini savunma masrafları için harcamasına hiçbir üye katılmıyor.

*
İşte tablo; NATO üyesi ülkelerin GSYİH`sı 35 trilyon dolardır.
Ancak bu ülkeler savunmaları için yıllık olarak sadece 1 trilyon dolar harcıyor ki, bunun 700 milyarını sadece ABD ödüyor...
Üstelik Washington, 2016`da NATO`nun Doğu kanadını güçlendirmek üzere bugüne kadar ayırdığının dört misli kadar yaklaşık 3,4 milyar bütçe ayırmıştır...

*
Böyle olunca NATO`nun ortak savunma doktrini sona ermiş ya da Avrupa`daki Soğuk Savaş sonrası güvenlik yapısı öngörülebilirliğini yitirmiştir gibi görünüyor. 
Saldırıya uğrayan bir üyeye yardımı şart koşan 5.maddeyi dahi artık hiçbir üye ülke iplemiyor...
Son zamanda bölgede düzenlenen çok katılımlı ve gösterişli NATO tatbikatları bu endişeden kaynaklanıyor.

*
Ama Washington, Batı ve Orta Avrupa`daki işgalini sürdürebilmek için mütemadiyen "Rus tehlikesine" karşı uyarılarını çoğaltıyor.
Örgütlü bir histeri halinde askeri uzmanları güçler dengesinin bozulduğuna, ABD`nin füze kalkanının gerekliliğine dikkat çekiyor.
Yürütülen devasa basın kampanyası eski Sovyetik propagandayı itham ediyor...

*
NATO`nun doğuya doğru genişleme fikri giderek Baltık Denizi ile Karadeniz arasındaki bölgede potansiyel bir çatışma alanı oluşturmuştur.
Rusya; NATO`nun eski Varşova Paktı ülkelerini ve eski Sovyet cumhuriyetlerini içine alarak genişlemesi karşısında, kollektif güvenlik sözlerinin Avro-Atlantik topluluğun Rus çıkarları pahasına yayılmasının kılıfı olduğunu düşünüyor...

*
Nitekim, geçen hafta NATO savunma bakanları,
Rusya sınırında Polonya, Estonya, Litvanya, Letonya, Norveç ve eski Varşova Paktı üye ülkeleri çevresinde;
Dikkat çekici  sayıda örgütlenmiş muharebe askeri ve iki gün içinde savaşa girme kapasitesine sahip bir ani müdahale gücünün konuşlandırılması yönündeki nihaî planları çözüme kavuşturmak için Brüksel`de bir araya gelmiştir.

*
Plan, Soğuk Savaş`ın doruk noktasından bu yana bölgedeki en geniş askeri tırmanmayı temsil ediyor.
Dünyanın en büyük iki nükleer gücü Washington ile Moskova arasında arttırılmış silahlı bir çatışma tehdidini getiriyor...

*
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, "Sınırlarımıza yakın olan Rusya, iddialı askeri duruşunu sürdürüyor" diyor.
Diğer NATO üyesi devletlerin de takviyeye asker ve silah katkısında bulunacağını, konuşlanmanın çokuluslu olduğunu, herhangi bir müttefike yönelik bir saldırının NATO`ya yapılmış bir saldırı olarak kabul edileceğini açıklıyor...
Washington ise "Biz Rusya`dan, onun askeri faaliyeti üzerinden sürekli bir meydan okuma bekliyoruz" açıklaması yapıyor.

*
Plan doğrultusunda Britanya, Kanada, Fransa, Almanya, Danimarka, Hollanda, Norveç, Belçika, Hırvatistan ve Lüksemburg  askeri birliklerini harekete geçirmiştir.
NATO`nun Rusya`nın sınırlarına kadar ulaşması ve Rusya`nın topraklarında kendi silahlı kuvvetlerini muhafaza ettiği gözönünde bulunulduğunda, küresel ciddi bir tehditin oluştuğu görülüyor.

*
Artan gerilim üzerine Rusya; Suriye hükümetini destekleyen operasyonlarını takviye etmek için uçak gemisi Amiral Kuznetsov önderliğindeki sekiz gemilik bir filoyu Akdeniz`in doğusuna sevk etmiş bulunuyor.
Bunun anlamı Rusya`nın, "İsrail`in Güvenliği" anlayışından hareketle olası bir küresel savaşın odağında bulunmak,
Demokratik Partili Başkan Obama`nın manüpülasyonlarının arkasındaki ABD derin devletini ve çok güçlü siyonist lobilerin dikkatini çekmektir...

*
Bu sırada, Rus filosunun yakıt ikmali için bulunduğu Afrika`nın kuzey kıyısında İspanya`ya ait liman kenti Ceuta`da,
NATO; Rus savaş gemilerinin orada demirlemesine izin vermeyi reddetmesi için İspanyol hükümetine yoğun baskı uygulaması karşılığında,
Moskova, gemilerinin yakıt alma talebini iptal etmiştir.

*
Bu anlaşmazlık, Rusya ile tırmanan cepheleşmede NATO ittifakı içinde artan bölünmeleri bir kez daha ortaya çıkarmıştır.
1-Doğu Akdeniz`de Rus savaş gemisi takviyesi, Rusya`nın Suriye`de savaş uçakları ve gelişmiş hareketli S-400 ve S-300 füze savunma sistemleri konuşlandırması,
ABD`nin "Asya`ya Dönüş"ü eliyle önemli ölçüde azalmış olan Akdeniz`deki kontrolüne Rusya`nın meydan okuması olarak algılanmıştır.
2-İspanya, İtalya, Yunanistan`ın yalnızca kendi ekonomik krizlerini derinleştiren Rusya`ya karşı yaptırım uygulamasına giderek artan şekilde karşı çıkmasına,
Almanya ve Fransa`nın da ABD ile Avrupa`nın çıkarları arasındaki büyüyen çatışmayı yansıtacak şekilde AB`i bağımsız bir askeri ittifaka dönüştürme planlarını öne çıkarmalarına neden olmuştur.
3-Suriye`de ve çevresindeki Rus ateş gücü, Demokrat başkan adayı H.Clinton`ın teşvik ettiği bir politika olan "uçuşa yasak bölge" uygulamasını da Rusya ile doğrudan bir askeri çatışma dışında etkin bir şekilde olanaksızlaşmıştır...
4- Suriye`nin kuzeyindeki Kürtler gerçeği, PYD/PKK`nın giderek silahlanması, terör operasyonlarının artması, Musul Sorunu gibi konularda dehşet içinde olan Türkiye`nin;
Artık bu konuları Türkiye ve Suriye arasında bir koordinasyon ve Rusya ve İran`ın desteği ile halletmesi dışında çaresi kalmamıştır. 
5- Başkan Obama, H.Clinton lehine yaptığı manipülasyonlarla ciddi hata yapmıştır.
Kaos yaşanan Ortadoğu`da İsrail -Filistin Barışı çerçevesinde İsrail`in güvenliğini beklemeye almış,
Başkanlık seçimleriyle birlikte İsrail`in güvenliğini Cumhuriyetçilerin himmetine bırakmıştır...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 260

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.