Çok Kareli Prizma


Fıldır fıldır gözleri, insanların. Kime nasıl yaklaşılacak bilemiyorsun. Görünenler ile yaşanılanlar arasında o kadar fark var ki… Herkesin yazdığı bir senaryo var ve herkes kendi yazdığı senaryosunda başrol oynuyor.

Kimisi büyük oynarken, aşağıda kendi geleceğine dair pay kapmak için samimiyetsiz tavırlarla yapılanları onaylayanlar, alkışlayanlar, başrol oyuncusunu gaza getirmede umulmadık başarılar elde ediyorlar.

Herkesin, kimin ne yaptığını bildiği halde, bilmezlikten gelmesi ne kötü. Yalanlar üzerine kurulan binlerce plan ve aslında mutluluğa ulaşmak için ulaşılan en derin mutsuzluk.

Aynı anda değişiveren ve dünü ile bugünü arasında derin uçurumlar yaratan insanlara şaşmalı mıyız? Yoksa enteresan bir şizofrenik vaka mı bu!

İnsan ruhundaki bu derin boşluğun bu kadar yol almasının en büyük nedeni, kişiliğin oluşmasındaki o değerler eksikliği olabilir mi? Ya da dünya nimetlerine hiç değer vermiyorum derken bile yalancı cennetler kurmaya çabalayan insanların benlik duygusu mu?

Birçok sebebi olabilir bu vakanın. Ama aslında o kadar çok acı ki durumu insanların. Zamanın hızla geçişi içerisinde var oldukları yaşamın anlamının dahi farkına varmadan geçip giden koskoca yıllar.

Yaşadım diyemeden yaşamaya çalışmak! Yaşamak demek; kimseye güvenmeden, paylaşmadan yaşamak. Acaba mümkün mü?

Şimdi herkes birbirine güvenmeden, şüpheli ama inanıyor gibi yaparak, başkasının mutluluğunu istemeden, ister gibi yaşayıp gidiyor.

Sahi bu kadar mutsuzluğa değer mi bu yaşam biçimi. Birileri çok kazanmak uğruna başkalarının şakşaklarına inanıyor görünüyorsa, bazıları da kişiliğinden yoksun, yaşamayı küçük menfaatlere değişiyorsa gerçekten bu çok kareli prizma.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 579

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.